fka: Merhaba arkadaşlar. Comet History'nin Sıfırıncı bölümüne hoş geldiniz. Sıfırının birazdan esprisini de anlatırız abi. Bugün yeni bir podcast serisine başlıyoruz. Uğur Abi yani Uğur Öz Yılmazer ile Akka Vigo. Vigo diyeceğim bundan sonra. Uğur Abi ya da Vigo diyor olurum. Aynen aka Vigo. Bugünkü aslında bu seriden amacından bahsedeyim. Biraz Vigo ile uzun zamandır böyle vigo: A.K.A. fka: podcast yapalım hadi yapalım falan derken en sonunda birazda Vigo'nun da kazlamasıyla bunu yapmaya karar verdik ve başladık diyelim. Vigo nasılsın abi? vigo: İyi abicim senden ne haber? fka: Ben deyim sağol. Bu arada şöyle söyleyelim dinleyiciler için. böyle çok belirli bir şeyimiz yok. Formatımız belirli ama çok yüzeysel belirli. Biraz böyle aslında hem Türkiye'deki teknolojinin geçmişinden bahsedeceğiz hem de işte bu günlere nasıl geldik falan. Bunlar çünkü değerli bilgiler abi. Bunların da kayıt altında alınması gerektiğini zaten sürekli söylüyordum. vigo: Evet. Ya bir de şey oluyor zaten hani mesela ben de şu anda düşündüğümde ya zaman o kadar çabuk ilerliyor ki bak şaka maka 2026 bile bitiyor. Böyle geriye dönüp düşündüğünde baktığında mesela hani bayağı nereden nereye geldik yani. Şimdi bugün günümüzde de biliyorsun sen de şu anda mesela bir e-ay dünyası içerisindeyiz. Hani artık böyle e-ay modelleri, e-ay providerlar, işte open e-aylar, cloudlar. Yer, gök, yapay zeka konuları, yapay zeka etkinlikleri ve bir de hani yapay zekayla, hani wipecoding tırnak içinde, hani sokaktaki herkes, yani development'ın deyesinden bile haberi olmasa insanlar bir şeyler yapabiliyor en azından çalışan bir şey gösteriyor. Hani işin production grade, kötü kod, iyi kodu geçiyorum. Senle de konuşurken hani benim en büyük kendi adıma sıkıntım şu, hani podcast dinlemeyi çok seven birisiyim. Biliyorsun işte biz bir DevPod diye bir şeye başlamıştık daha yıllar evvel. fka: minimum 10 küsür senesi var vigo: Evet evet. Onu da tabii şey gibi yani zor iş bir noktada da zorlanıyor işte co-hostlarımla beraber hatırladığım kadarıyla ilk ben bunu tek başladım sonra bizim Cihan Okyay kulakların içindesin onunla beraber yaptık bir süre. Sonra Üstün Özgür ile Youtube'da bu daha doğrusu şöyle şeyi beceremediğimiz için yurt dışındaki birisiyle görüşmeyi yapıp o zaman böyle şu an kullandığımız gibi platformlar falan yoktu. fka: Evet. vigo: Canlı sesini kaydetmeye bir türlü mekte becerememiştik. Bir sürü plug-in'ler kurman gerekiyordu. Soundflower mı? Soundflower mı? şey vardı. Onu kuruyorsun. Acayip olaylar. Şansımıza YouTube'un Live özellikleri YouTube ile bağlantıyı yapıp videoyu kaydedip, sonra YouTube'dan download edip videoyu YouTube'dan. Enpek audiosunu alıp yayınlıyorduk. YouTube'da da aç dedik falan. Ama günün sonu sonra sen çok güzel kot podu yapıyordun. Yani şöyle bir şey oluyor. Podcast yaptığın zaman başka birileri de senin kafanda podcast yapsa da onu dinlesen diyorsun. Ben de mesela özellikle sağa sola giderken, ister arabada olsun, ister marmarayda, metroda, otobüste bir yerde bir şeyler dinlemek istiyorum ve böyle teknik nerd şeyleri dinlemek istiyorum. Sana da devamlı kafana netini yiyordum. Ya Fato, yapsana bir podcast dinleyelim, bir şey yapalım. Sonra sen de ne dedin? Abi gel beraber yapalım. Yani en azından kendimiz de böyle canım sıkılınca dinleyeceğimiz bir şey üretelim belki başkaları da gaza gelir diye bir şey yapalımdan çıktı mevzu. Hazırla yapmışken istersen ben mesela sana şunu sormuştum aramızda konuşurken mesela ben Fatih Kadir Akın'ı ilk ne zaman duydum? İlk Fatih Kadir Akın'ı nerede duydum? Düşündüğüm zaman yıllar 2012'ye yanılmıyorsam gidiyor bir CESist konferansı yapılacağını duymuştum ve şunu duymuştum abi fka: Aynen öyle. Evet evet, abdol 2012 Evet, C stand var. Zaten C stand var. vigo: GES İstanbul özür derim. şöyle duymuştum. Oğlum markaf önünde çalışan bir adam var Fatih Kadir Akın diye adam tek başına konferansı, finans sponsor gibi yani adam girişti olayda. Yani benim tarafımdaki dünyada böyle bir Fatih Kadir Akın şeysi vardı. Ulan kim bu diyordum? Bir çocuk var kafayı kırmış hani bütün varıyla yoğuyla bu işi yapmaya gönül koymuş diyerekten duymuştuk. Ve o gün o etkinliğe geldik. Şimdi geri dönüp baktığım zaman tam bir All Star kadro. şimdi, benden daha... Ben çünkü o zaman dışarıda izleyici olarak hani oradaki diğer tanıştığım arkadaşlarla biz şey izlemeye geldik. Sen şimdi arkada behind the scene yani o işleri bize anlat... Yani bunun hiçbir yerde kaydı kuydu yok ve ben son olarak sözü sana vermeden ben o etkinlikten sonra ben tabi Commodore Amiga dünyasından şöyle bir alışkanlığım vardı. Orada da böyle demo partilerden sonra party report diye bir kavram var. fka: Çok ağır. vigo: Yani yurtdışında gidersin bir partiye, orada yarışmalara katılırsın, orada bir şeyler yaşarsın. Sonra döndüğün zaman evine, Party Report adı altında, diskmak'lerde veya kendi böyle notlar vardı. Commodore'da çok güzel bir alışkanlık vardı. Not. Yani şey gibi düşün, böyle markdown file'lar gibi, text file'lar var. Diskette gönderiyorsun. Açıp okuyorum ben işte. Fatih Kadir Akin'in işte ne bileyim, The Party Bilmem Ne Party Report. Sayfa sayfa anlatmışsın işte. Şu gün evden çıktık, Bilmem Ne grubundan şunlarla buluştuk, gittik. Bilgisayarları kurduk bilmem ne grubundan, bilmem ne geldi bize bilmem ne de yardım etti. Şu partiye katıldık, şunu yedik işte falan. Ben böyle zevkle çılgın gibi okurdum. Hep de kendim de hayal herhalde. Biz gidemediğimiz için o zamanlar. Hani ben de bir gün bir partiye gitsem de sonra ben de bir parti report yazsam falan filan diyerekten. Ben kendim o kafayla o tarihte kendi hala varsitede blogda linkte paylaşırız. Bir küçük parti report yapmıştım yani o CES İstanbul'la ilgili bir ufak şeyim vardı. Küçük o zaman uyduruk bir tane fotoğraf. Yani şuandaki gibi böyle cep telefonları falan. Bir tane çok dandik bir fotoğraf makinen vardı böyle 640x512 mi ne çekiyordu böyle fotoğrafları? Onunla çektiğim fotoğraflar falan var. Ahmet Alp Balkan ile ilk defa 100 yüze orada tanışmıştım. Mesela hatırladığım şeylerden. Şimdi abi sen bir anlat bakalım nasıl bu? 2012'ye götür bizi. fka: Abi şöyle, şimdi ben tabii sektöre girişim. 2007'de sektöre girdim falan ama böyle işte topluluklarla falan yani topluluklar falan görme zamanı 2010'lara falan geliyor. Yani işte birazcık hani sektörde böyle öğreniyorsun bir şeyler ama... Abi şöyle bir dünya vardı o zaman. Şu anki etrafta yazımcı kaynamıyor. Sen de hatırlıyorsun o zamanları. Yazımcı buldun mu yapışıyorsun yani falan. Şimdi millet artık etinlik beğenmiyor falan ya. Şu anki durumun tam tersi bir durum vardı. Ben de o zaman Markafony'da yeni işe girmiştim. Markafony da o zamanki iyi firmalardan birisi yani. Tabii, tabii çok iyi bir kadro vardı. vigo: Güzel bir Amazon gibi bir şey abi. şey. Bütün Old Star kadro, makrofoni. fka: Ben de böyle yeni yeni işte şey taraflarında birazcık bir şeyler yapmaya çalışıyordum. Özgür yazdım falan filan kafalarında. Özgür yazdım da o zaman çok popüler bir alandı. Ve böyle şey edeyim ben de işte o taraflarda bir şeyler yapmaya falan çalışıyorum ama... ...blog falan yazıyorum bir şeyler bir şeyler. Sonra markafony zaten işte markafonya girişim de birazcık işte blog yazılarımda falan oldu. Blog falan fazla yazınca böyle birazcık... Ama tabii şey değilim bu arada hani tabii bilinmiyorum yani. No, name bileyim yani. Ondan sonra markafonyla işe girdim falan böyle. sonra Avrupa'da bir Javascript konferansı duyduk. vigo: VLK'nın gittiği meşhur bir CS o muydu? O comprasmış. fka: Ya olabilir bu arada. BYK'nın gittiği olabilir ya BYK'yı da anlatacağım bu arada. BYK'nin de benim hayatımda olan büyük isimden de bahsedeceğim. Ama bu arada ben BYK'yı Twitter'dan takip ediyorum tamam mı? Şey olarak Medbyk böyle Twitter'da, Active, Firefox'a kontribüsyon yapıyor falan filan. Benim için nasıl diyeyim böyle BYK şey böyle Rockstar bir adam yani Rockstar bir adam gerçekten öyle hala öyle bu arada yani BYK benim için böyle hala Rockstar bir adamdır yani. vigo: Evet evet evet Rockstar Hala böyle Abi bak bir dakika hemen bir paranız için. Payton İstanbul diye bir grubumuz var. Böyle arada buluşup işte o zaman bir yer mer falan da yok. Kafelerde bir şeylerde. Bir tanesinde bizim Erenköy'de Ethem Efendi Caddesi'nin sonunda bir tane böyle kafe bar gibi bir şey vardı. Bir yaz günü 6-7 kişi. Burak da o zaman İzmir'de oturuyordu. Berker vardı falan böyle toplaştık buluşuldu. Bizim o Erenköy'deki şeye gittik. Hem de rahat rahat takılalım falan filan diye. Bize o gün B.E.Y.K. Python'da Metaprogramic anlatmıştı. Herhalde hepimizin yüzlerinde böyle bir boş boş bakma şeysi vardı ki. Bak tarihi hatırlamıyorum. Çocuk anlattı anlattı anlattı. Bir de şeyde yaptık orada bir tane ekran vardı. Bu arada böyle maç falan oynarsa diye LCD ekran vardı. Oraya da rica ettik bağladı falan böyle bize orada bayağı şey yapıyor. Hepimiz o kadar boş bakıyorduk ki abi. Sonra şey dedi ya arkadaşlar hani anlıyorsunuz değil mi falan be? Tabii abi filan anlıyoruz. O gün anlattığı şeyi belki 5 sene sonra o gün ne demek istediğini belki 5 sene sonra anladım. Bunu da bir parantez kapatarak söyleyeyim. fka: Abi BYK benim için de o zaman hala dediğim gibi bir Rockstar bir adam. Bu arada yeni nesil tabii ki bilmiyor BYK'ye. BYK şu anda Sentry'de çalışıyor. BYK diyorum adım adını almadım. Burak Yiğit Kayar. vigo: Abi yarnı yapan adam değil mi ya? Burak Bitkaya. Yarnı yapan adam değil mi? Paket üreticisi. Yarnı. fka: Yarın da çalıştı. Evet evet çok iyi işlerde çalıştı. Sadece işte bizim gibi işin reklamını yapmıyor yani. Anladın mı? Adam çok güzel yerler ve hala da güzel işler yapıyor. Sentri'de çalışıyor. Şu anda da Laura adında bir tane AI hacı geliştiriyor. Yani takip edin yani BYK'yı. Hatta bir gün konuk hazırız abi. Çok güzel akar biliyor musun? BYK bize Mozilla'daki falan o haklarını falan anlatır. Çünkü ben onarları hala bilmiyorum mesela çok detayını. vigo: Evet, evet gördüm aynen. Allah'ım süper ol, harika olur. Evet. Tabii. fka: Abi neyse ben BYK'ye şey hatırlıyorum işte Twitter'dan soru sormuştum işte bir şeyler. arada BYK'nin benim de o yaptığım topluluğaya katkıdaki payı inanılmaz yüksektir yani. yüzden her zaman böyle BYK'yi anarım yani. Nasıl burda geldiğiniz zaman BYK'yi kesin anlatırım yani. Ben de asıl ben böyle işte JS Conf BYK'yi falan takip ediyorum. Ondan görüyorum zaten işte bu arada. Hani onlar bir şeyler yapıyorlar falan. Ya ben de böyle bir şey yapmak istiyorum falan filan. Ne böyle bir... Nasıl diyeyim? Gazım yani. Sonra bizim Markaforya'ya sordum o zaman. vigo: Kime sordun? Teknik bir leadine mi CTO'ya mı? fka: Sanırım o zaman yanlış hatırlamıyorsam Kıvılcım Hindistan yeni gelmişti CTO olarak. Kıvılcım Hindistan ile de hala görüşürüz. Çok sevdiğimi de o da efsane. vigo: Bye! Kılıç Ümü'nün bizim de komşuyo biz arada onunla caddede bir sual dedik Starbucks'a bir ara çok karşılaşıyorduk orda denk geliyorduk içinde oda yoğundur şey yapmıyordur böyle bir onu da bence mutlaka bu gündür anlatmak için onu unuttuk etmemiz lazım. fka: Aynı fikirdeyim çünkü Kıvılcı Mindistan da hem sizin jenerasyonluğunuz değil mi? Aynı jenerasyonluğunuz siz. Bir de yani Kıvılcı Mindistan'ın şeyi de çok yüksektir. Yani oturup konuştuğun zaman sana böyle bir şey yapar. Böyle nasıl diyeyim bir boğar yani şey boğar. Bu negatif anlamda söylemiyorum. Sana yığınla külliyet atar yani. vigo: Amiga'cı ya, Sundance diyen iki vardı hatırlıyorum onu. Onların... Bak... Abi bir tane onların... Teknoloji TV'de mi vardı? Podcast miydi? Vardı abi televizyonda bir şey vardı ben seyrediyordum. Birlikte bizim yine bilgide çalışan... Lan çocuğun adını unuttum ya. Datacı şimdi belçik adı. Hep beraber onlar program yapıyordu. Galiba Teknoloji TV'deydi ben izliyordum. Düzende olarak yapıp fazla mesain din galiba televizyon programı vardı. Yani yanılıyor olabilirim. Ama izliyordum yani şeyden izlediğim bir şey vardı. fka: Velhaslı abi, işte ben dedim ki ben böyle bir konferansa gitmek istiyorum vesaire vesaire. İşte bana destek olur musunuz falan? O zaman da bu arada hani böyle ekonomi şu anki gibi patates olmamıştı henüz. Daha hani yurt dışına gidebilme, gelebilme şeyleri biraz daha erişilebilir yani hani o zamanki şu anki gibi değil. O zaman da dedim ki işte böyle böyle bir şey var gönderebilir misiniz falan. Dediler ki şey bütçemiz yok şu an için hani işte bütçe bitti bununla ilgili gönderemeyiz dediler. Ben de hani böyle şey yapmadım ahvah yapmadım yani eyvallah falan sonra dedim ki ya o zaman madem ben gidemiyorum ben neden burada düzenlemiyorum ki bir konferans diye böyle bir kendi kendime gaza geldim sonra bununla ilgili bir ya önce şey araştım tabii Türkiye'de var mı diye abi baktım yok yani gerçekten Türkiye'de böyle bir konferans girişimi yok hani abi bunu kime soracağım bilmiyorum işte BYK'ya o zaman sanırım böyle bir şey almıştım falan BYK'a da hemen böyle pozitif bir şekilde şey yaptı abi BYK O zaman beni şeylerle tanıştırdı. Aslında yine bak oradaki... ...kommunitenin etkileşiminin ne kadar önemli olduğunu anlaşılsın diye anlatıyorum. Beni Armağan amcalarının ekibi vardı. Tart.js, Tart Media. Onlarla tanıştırdı ve Tart Media'nın şu an o zamanki çalışanları... ...Armağan, Burcu... ...Burcu ve Armağan... ...Bugün H &L Google'un H &L ekibinde çok sağlam bir yerde yani. vigo: Evet evet evet evet. Burcu Doğan, Rockle, bugün Google'ın şeyin... Go team'in Go team'deki efsanelerden fka: Arkadaşlar tanımıyor olabilir. Evet yani Burcu da çok efsanelerdendir. O zamanki Tart CS ekibinin hepsi çok iyi yerlerde falan filan yani. da bir şey gibi şampiyonlar gibi kadroydu yani. Üzülerek burada bir şeyler yapmaya çalışırsa yapamayıp, ondan sonra yurtdışında şov yapan bir ekip hepsi. vigo: Tüm titre bir. Evet evet. fka: ve o ekiple tanıştım. O ekip bana inanılmaz destek oldular. Onlar da gazladı böyle ya biz de bir destek olacağız falan filan işte Cevaskı konferansı yapılıyor Türkiye'de biz nasıl tabi ki destek olacağız falan diye. Ve onlar da o zaman çok güzel işler yapıyorlar Cevaskıplar ile alakalı. Şu an konuşmacaların hepsini hatırlamıyorum ama işte aklıma gelenlerden Volkan vardı Volkan Abi vardı. Oracle'da idi en son galiba. Yok o da SESKO'da. Söylediğini söyleyeceğim Volkan. vigo: Volkan, orası neydi? A bizim şeyi diyorsun ya Lan söyle, lan bak çoğunum linkimi ol ya bizim şey neydi O hulkan bizi dinliyorsan valla adam küşecekmiş yani. Volkan'ın söylediğini ben de unuttum. Volkan'ın özcelik. Evet Volkan'ın fka: Olmaz çeneki. vigo: Hatta Volkan 2-3 sene evvel İstanbul'a geldi, üstümden kardeşi de geldi, Kadıköy'de beraber bir balık falan yemek yedik. Hatta sen de bir şey için gelememiştin. Tabii tabii. fka: ooo güzel Volkan abi kraldır ya Volkan abi yani Volkan abi on numara bir insandır çok da yardımcı olur yani böyle bir şey yapıldığı zaman inanılmaz yardımcı olur bu arada şeyin de adın ancağım bana inanılmaz destek olanlardan bir tanesi de eee CFQ Mehmet abi Mehmet Duran vigo: Mehmet? Evet? fka: O zaman o da böyle bir gazlamıştı. böyle o zamanki abi şey de tamam mı? O zaman ben böyle bir şey yapacağım dediğim zaman öyle bir bana destek geldi ki tamam yani şey olarak destekten bahsediyorum hem maddi destek değil de mani bir destek öyle bir geldi ki ben böyle dedim ki ulan ne kadar güzel insanlar varmış falan demeye başladım etrafımda vigo: Bak Bak dur dur, party report'un faydası. Bak blogdan açtım. 17 tane konuşmacı var. Bak, Diskastan Burak Yiğit Kaya, CES ve REST uyumlu API iletişimi, Rocket GmbH'tan Osman Yüksel, Jazz Music Behavior Driven Development, Social Wire'dan Volkan Özçelik, Java Script'le Vigit Geliştirmek, Markafony'den Fatih Kadırakın, Backbone Fundamentals, Fatih Hayroğlu... fka: Abi Allah Allah Enkide konuşmam da evet. vigo: Fatih Hayroğlu, CSS3'ün JavaScript'tan rol çalması. Adam o günden beri Emrah Olgun, yazılım evlerinde ön yüz geliştiricilerini konumlamak. Armağan Amcalar, Tart.js ile büyük ölçeklik uygulama geliştirme. Kadir Pekel, Node, Connect ve Merill ile web uygulama geliştirme. Burcu Doğan, Node, Node ortamının mimarisi. Altain, Altan Yılmaz, JavaScript, Noble Applications, Fatih Acet, JavaScript, debugging yöntemleri. fka: Evet. vigo: Emrah Ayanoglu, Node.js ve Socket Ayo ile Multiplier HTML5 oyun geliştirme, ilk yazmışım bunları. Serdar Akarca, Nakadjs ve Semijs de uygulama geliştirme. Emre Evren Yalçın, JavaScript Injection Security'ci. Sinan Tanga, JavaScript Nereden Nereye Kısa Tarihçe. Emir Karşıyakalı, JSist açılış konuşması. Büyük kadro. fka: Abi çok iyi kadro. Konular da çok iyiymiş bu arada. anda... Konular böyle hiç de... Şey konular değil böyle hani ne bileyim böyle... Boş konu yok yani. vigo: Evet abi mükemmel. Allah'ın sınırı. etkinliğin en önemli konuklarından biri ta Amerika'dan gelen Backbone.js'in core yazılımcısından Tim Bryan. Buke miydi? Onların bir horozlu bir şey vardı. Her yerde yapıştırdım. fka: Evet evet onun önü neydi? Firmanın adı Bukop. Asıl böyle bir gaza geldim abi ve sonrasında bu etkinliği tabii o zaman işte Yer lazımdı. Yer konusunda bize şey çok yardımcı oldu. Emir karşıya yakalı acayip yardımcı oldu. Onu da söyleyeyim. vigo: Evet, Ve ben hemen kulağın içindelatalım. O gün Emir ve de hayatımda ilk defa orada tanıştım. Hatta Twitter'dan falan şey yazıyordu. İşte bize kahve mave ısmarlamıştı. Onların okul şey dediğim idi. Bahçeşehir Üniversitesi mi diyor? Orası süper bir mekanda. fka: Bahçeşehir'de Bahçeşehir Üniversitesi'ni yaptık. Tabii tabii yer bulması zaten. Bu arada şey notunu geçeyim. O zaman böyle yer bulma falan filan çok zor. İnsanlara şimdi, üniversiteleri şeyi anlatamıyorsun abi. Biz topluluğuz ve işte böyle... Diyor ki adam hani haklı olarak. Şimdi o zaman ne kadar böyle bağımsız topluluk var ya dernek oluyor, vakıf oluyor. Bir şey olmanı bekliyor senden. Sen diyorsun ki ben yok ben Fatih Kadir Akın'ım abi. Sizi de konferans uyanacağım. İşte şu kadar kişi gelecek. Adam diyor ki aga sen kimsin yani? Senin bir kimliğin yok yani anlatabiliyor musun? O zaman bize... Bahçeşehir Bilgisayar Kulübü vardı. Şu an adını hatırlamıyorum. Tam kısaltmasını. Ama Bahçeşehir'in bilgisayar mühendisliği kulübü bize işte acayip destek oldular. Ve yer ayarladılar vesaire ve ücret vermedik yani bunun karşılığında. Ve sağ olsunlar bize bayağı böyle 500-600 kişinin geldiği falan bir etkinlik organize etmemizi sağladılar. O zaman yer bulma çok problemdi çünkü. Hani yer bulamıyorduk yani. Velhasılı abi harika bir şey oldu. Ne derler? Etkinlik oldu. işin 500'e yakın kişi geldi ya biliyor musun? 500'e yakın kişi geldi çünkü şeyleri saymıştık o zaman. Yapı kartlarını falan saymıştık. Ve bize maddi olarak Tartjie sponsor oldu ama tabi sponsorluğun bittiği yerlerde gerçekten cepten harcadık abi net şekilde. Bu arada Markafony'de sponsorumuz oldu. O zaman Markafony'de bir para vermiştik. vigo: İMC üsüllü fka: Yani şöyle söyleyeyim, cebimden o kadar para gitti ki yani... vigo: Bugünün parası dolar olarak yani meraktan yani kabaca. Bir o 5000 dolar gitmiş midir? 4-5 bin dolar gitmiş fka: Dolar kaç paraydi o zaman? 1,5 lira falandı. 5 bin dolar gitmiş midir? vigo: Peki Timbryan kendi mi geldi uçağım uçurduk dili? fka: O zaman Armağan, tartçı esekibi hem güzel yerde konaklattılar, hem de uçağını falan her şeyini onlara ayarladılar. vigo: Bizim Ahmet Aygün fka: Tabi tabi aynen aynen. O zaman da İngilizce'ye çok rahat iletişim kuramıyordum. Allah'tan BYK falan vardı yanımızda. BYK'nın İngilizcesi vs. çok iyiydi. O da sayre çok güzel ağırlamıştı. Ben de tabi çat pat işte konuşuyorduk vs. de böyle adamın anlattığını %80'ini anlamıyordum yani işte. Adam da sağolsun. arada ama şeydi Tim çok nasıl diyeyim çok süper bir adam yani. Şimdi en son Netflix'teydi sonra ne yaptı bilmiyorum. Sonrasında takip yaparım. vigo: Bir BYK gazlaması daha yapayım. daha sonra BYK şey gibi Martin Scorsese'nin böyle fix bütün filmlerinde oynayan bir adam vardır ya BYK'de daha sonra biliyorsun sen de bir sürü uluslararası konferans maceralarımız oldu onlardan da bahsederiz. BYK bizim her etkinliğimizin kafa konuşmacısıdır yani bilirsin. yurt dışında, içeride. Ve kanka bak ben Kodayo Linz'de Avusturya'da yaptığımız etkinde ya BYK bir çıktı kanka. Ya abi adam sen böyle hiç kapat gözünü. Şakır şakır böyle. O kadar gurur duydum ki Hem öyle bir adam arkadaşım olduğu için mutlu oldum. Hem de bir Türk olarak gurur duydum. Ya abi bir çıktı adam patır patır. O kadar şey BYK hakikaten çok özel bir adam. fka: BYK bir de kendisini de böyle şey yapmıyor. Abi sen övüyorsun ya, böyle adam için mütevazi bir adam. İnanılmaz mütevazi. Ben onun yetkinliklerine sahip olsam yani... Abartıyordum yani, daha böyle vururdum. Şu halimde kendimi zorluyorum. Düşün işte, BYK olsam ne olurdu? Gerçekten BYK benim hayatımda çok önemli bir yere sahip. O yüzden övmek yetmiyor yani benim için. Çünkü bir de BYK ile ben ne zaman konuşsam... vigo: Bu ne? Haydi n'apayım. Tabii tabii yürüyüşümüz bize bırakılıyor. Şuna... fka: Böyle sonrasında böyle bir saat şey yapıyorum. Yani o farkında olmalar beni acayip motive ediyor bazı şeylere. Onu bilinçli yapmadığını biliyorum ama böyle çok motive ediyor bazı şeylere. O yüzden seviyorum Bjkj. vigo: özlemişiz ya valla bi güzel fka: En son iki gün önce bir muhabbet ettik Lore ile alakalı. Konuştuk mesajlaştık yani. Ama onu bir konuk alalım ya. Ben onun hikayelerini çok merak ediyorum. Onun Mozilla vs. taraflarındaki hikayelerini. Orada bilirsin hani B.Y.K. Windows kullanıcısıdır mesela. Windows Över falan böyle. Abi ne diyorsun ya falan falan. Ama şeydir ya mesela onları falan çok... vigo: Tabii tabii hardcore hem de. Ben de. Aykız, duyduğum tek Windows kullanıcısı BYK'dır. fka: Windows'a yakınsan BRK, abi Windows çok iyi dedi diye. Bayağı hazırlı. Abi neyse hızlı geçeceğim. Ondan sonra bu gerçekten o cebinden yakan muhabbeti oldu. bayağı büyük... Allah'tan evin falan değildik o zaman. Hani hanımlarım yoktu da. Böyle bir cepten yedim bayağı bir. Çünkü belli bir noktada sponsorların... ...verdikleri para bitti ve ben artık dedim ki yani artık maaştan yiyeceğim. Çok büyük maaşlarda kazanmıyoruz ama... ...yapacak bir şey yok. Kredi falan çekmedim yani. O seviyeye gelmedim ama... vigo: Haydi öbür fka: Cebimdeki bütün parayı da bitirmiş oldum. Hatta eksiye falan düştüm yani böyle. Ama dedim ki canın sağ olsun. Hani hiç bana bir zarar olmadı o şeyin. Hatta getirişim oldu ben çünkü. Abi dediğim gibi işte insanlar şey oldular. Fatih Hadir Akın'ı bildiği hale orada gelmeye başladılar. Yani kendi adıma çok iyi bir nasıl diyeyim yatırım oldu. Hem de ben çok insan tanıdım abi. İnanılmaz işte. Senle orada tanıştık yani işte ne bileyim orada tanıştığım insanların sonrasında benim hayatıma etkisi. Acayip oldu yani çok büyük bir yani komünitenin topluluğu ne kadar önemli olduğunu ben orada böyle canlı canlı yaşadım yani. vigo: Abi bir şey gibi bir miheng taşı oldu, firestarter, ateşi başlattı o yani, onunla beraber. Bir tek şunu hatırlamıyorum, şimdi LKD'nin de hep ben bilgide çalışıyordum, bilgide Linux günleri olurdu, Linux etkinlikleri olurdu, orada da bir sürü konferanslar ama şeyi kafamda tabii onlar da bir daha şey gibi, nasıl söyleyeyim, böyle o yüzden bence çok kıymetli. İlk diyebilirim belki kaçırdığımız bir şey vardır ama ben kendi tarihçemde benim şeyimde hafızamdaki en majör olay oydu ya. fka: Doğru abi. Ben çok araştırdım çünkü. Biz ilkiz falan filan gibi bir şeye girmek istemiyorum ama LKD o zamana kadar çok etkinlik yapıyordu. Ben LKD'yi araştırdımken LKD'yi bulmuştum. Özgür Yazılım Günleri, Özgür Wek Günleri. Bunlar zaten vardı. kullanıcıları derneği vardı. Onlar da etkinlik dergisayarlar yapıyordu ama Bunlar hep dernek üzerinden gidiyor. vigo: Lübbi fka: O zamana kadar toplanıp böyle bir şey yapma kültürü dernekler üzerindendi. Biz biraz daha böyle Avrupa'da ya Amerika'daki topluluk mantığında daha böyle bağımsız kimsenin derneğe üye olmak zorunda kalmadı. Hadi gelin tamam bizden sizden dediğinden topluluk şeyini biz birazcık orada attık gibi oldu. Onun dışında tabii ki işte pay istanbul falan da vardı bu arada. Benden önce pay istanbul büyük bir konferans yapmamıştı. Pay istanbul dediğin gibi daha böyle etkinlik yapalım, toplanalım birbirimize pay itin anlatalım falan topluluğuydu. vigo: Hatta bir pay istanbullu bir paranız açayım. Çocuğun adı Muhuk diye bir çocuk vardı adını unuttum. Yani şöyle ben kendi adıma pay istanbullu'la bir noktadan sonra şans esiri tanıştım. Metin Ömirof var hala da var tanışsın mesela onlar. Yani pay istanbullu bir noktada böyle bir pause etmiş gibiydi yani böyle bir şey olmuyordu. Sonra bir gün biz işte Cihan Okya ile beraber bilgide falan çalışırken o da paytoncu işte o da eski pardus ekimi falan. Tekrar bir pay istanbul olur mu falan filan diye gaza geldiğimizde böyle ufak ufak etkinlikler tekrar başlıyor. Şey yapıyorduk abi Cevahir alışveriş merkezi yok mu Mecdeköy'de? Orada buluşuyorduk, orada oturuyorduk. Millet geliyordu oraya. İşte birisi bir şey anlatıyordu. Ya da sohbet ediyorduk. Sonra bu işte Taylan, Pinche, Hippo geldi. İşte Taylan, Pinche gelmese işte ofis açtılar. Hippo'nun ofisinde böyle hep orada oluyordu. Yani zaten hep problem şu. Bir yer lazım buluşmak için bir saatte oturulsa, bir saat içeceksin, yiyeceksin, sohbet edeceksin, birisi çıkacak, bir topik anlatacak falan gibi konular vardı ama hep şeye bağlıydı. Arkada bir şirket, ofise olan, mekana olan birinin bir şeye sırtlanması gerekiyordu. Daha küçük ölçekli oluyordu. fka: Orada bir Metin Amirov deyince aklıma geldi. Orada küçük bir drama döndü. Üstünden çok zaman 12-13 sene hatta 14 sene geçmiş yani. 14 sene geçtiği için artık zaman aşaması oralı için anlatabilirim. Orada şöyle bir kavga döndü abi. Aslında ben hiç işin kavga tarafında bir yer almama rağmen bir anlayan böyle şey oldum. Normalde aslında PAY Istanbul değil PAYist diye bir grup vardı. PAYist, PYtonist yani. PAYist diye bir grup var mı? Ve aslında pay istanbul oydu ilk şeyde. Sonrasında bunun yöneticilerinden birisi de Metin Amirovdu. Ve sonrasında abi şöyle bir şey oldu. işte o zaman şu an gibi Twitter vs. topluluklar her şey mail listlerden yürüyordu hatırlarsın. Hala var galiba bazı mail listler ama tabi azaldı baya abi. O zaman topluluk dediğimiz şeyin yetişim kanalı mail listi. Ve ben şöyle bir teklifle geldim. Dedim ki arkadaşlar İşte JavaScript İstanbul'u biz J-Stanbullu kurduk. Biz J-Stanbullu'la Paist olarak ortak bir etkinlik yapalım mı? Yani bir konferans yapalım yine. Ben tabi şimdi artık gaza aldım ya arkamda böyle. Çok güzel bir gazdayım. Bir konferans daha yapalım abi işte. Python'cular da gelsin, JavaScript'çiler de gelsin. Böyle dinamik diller üzerine bir konferans gibi olsun falan gibi bir. Yaklaşımda mail liste bir mail attım. Bu çok pozitif karşılandı. Berker falan okey dedi. Samet Hattağ falan vardı o zaman işte. Samet Hattağ da şu Pricing'in founderlarından birisi. Buradan da selam olsun kendisine. Tabii tabii sağlam bir youtuber aynı zamanda. Samet falan vardı işte. Berker vardı. Sonrasında Metin Amirov yani kendince o zamanki haklı bir serdenişle dedi ki bu grubun koducusu benim. vigo: Evet evet. Artık YouTuber diyebilir miyiz? Küçük küçük videolar yapıyoruz böyle. fka: Ve ben hani bana aslında hani böyle şeyle birazcık çıkış dedi ki yani hani sen hayırdır yani sen daha dün var bugün bir bugün iki sen hayırdır yani böyle bir ortak etkinliğe falan kalkışıyorsun gibi bir şey çıkışla geldi. Kabul etmedi bunu yani hani ben istemiyorum böyle bir şey yapmak falan filan geldi. Ondan sonra payist muhabbeti sonra toplantık biz Metin ile falan. Metin Amirov yani bu arada kendince haklı sebepleri var tabi ki adamın hiç bir itirazım yok. O zaman dedik ya işte ben bu etkinliğin şeyin, bu topluluğun kurucusuyum. Ben böyle bir etkinlik yapmak istemiyorum falan filan. Sonra dediler ki, tamam sen etkinlik yapmak istemiyorsan payist olarak yapma, biz yeni bir grup kuruyoruz payistanbul diye dediler. Benim olaylar benden bağımsız dönüyor. Ben sadece oradaki o şeyi ateşleyen gibi oldum yani. Payistanbul olarak yeni bir topluluğu kuruyoruz. Biz C-istanbul ile ortak konferans yapacağız. Sen payist olarak ona katılmayabilirsin. Senin bileceğin iş falan dediler ve o şekilde payistanbul kurulmuş oldu. Aslında forklandı yani. Öyle diyeyim open source jargonu ile. Sonra payistanbul kuruldu. vigo: Herkesin kafasına karıştım. fka: Sonra biz payistanbul ve csstanbul ortak payist şey cspay yaptık cspayconf yaptık. özge üniversitesinde iki gün ve inanılmaz bir kadro şu anda kadroyu hatırlamıyorum ama o zaman da gerçekten vigo: Of bomba Kanka ben sana söyleyeyim, o günün hala benim için de rockstar Kenny Trice geldi abi. Python Lord geldi ya. Evet. Evet bir parantez. Şu sahne. Biz o zaman Cihan'la Özyel Üniversitesi'nde girişim fabrikasında bir projede çalışıyorduk. Murat Tortopoğlu var. O bütün o şeyleri ayarlayan eden o Çekmeköy kampüsü vesaire. Şöyle bir durum var. Kenny Trice Hiroku'da çalışıyor. fka: Abi, Rise geldi ve Kent Rise dediğim zaman... Ben de öyle. vigo: Hiroku da efsane olarak zaten. fka: Abi şu anki nasıl diyeyim? Şu anki bir adam ismi vereyim mesela. Şu anki Sam Alton'un ikinci adamı kim mesela? Yani öyle bir adam yani o zamanın teknoloji camiasında. mı? Öyle raktar bir adam yani. Hiroku çünkü çok hayip bir proje. Çok bir startup. İşte onun, sen böyle ikinci adamını çağırıyorsun yani. Hani işte request libresi vardır. Şu anda herhalde help it bilir yani. vigo: Ay eyvallah, Evet. Tayk. Tabii tabii. Hala var abi. Hala iki devret bıraktı. Bir de çocuğun bir direksiyonu diyecektim. Bir polar şeyi var, hastalığı var. Yaşayabilmek için çok üzülüyorum. Ben görüşüyorum hala arada. Bayağı bir maddi sıkıntılar şey aldı geçenlerde. Hani engelli şeyi aldı. Mental engelli, sert şeyi aldı ki maaşa bağlansın bilmem. Çocuğu var, çocuğu oldu, evlendi falan filan. Şöyle bir saat... fka: Evet evet. Evet evet, takip ediyorum ya kendisini. vigo: Bak şöyle bir sahne, Altınuzade, zaman şu anki adı İstanbul Üniversitesi ya da Şehir Üniversitesi bir şey değişti. Sabah bizim ofise gittik. Bizim araba, Berker yanımda. Yanımızda biri daha var mı? Cihan da vardı galiba bilmiyorum. Şöyle bir sahne oldu. Ben ofisten şey alırken yoldan bir baktım, Kenneth Wright sürüyor abi. Altınuzade'de Kenneth Wright sürüyor. Ulan Kenneth Wright değil mi bu filan dedi Berker çünkü Holiday Inn hala aynı yerde. fka: Hıhı. Evet evet, hala aynı yerde. vigo: O lokasyona bakıp Özge'nin Üniversitesi diye otel yakın yani okula yakın yer seçmiş ama ta Çekmeköy'de. Sonra gittik koşa koşa kanıt menıt dedik. Herif de şaşırdı böyle vakti dedik böyle böyle biz organizasyondan. Aldık onu arabaya arabada önde oturdu bak. O böyle boş boş hayır herif şey gibi gelecek oraya şey Özge'nin Üniversitesi diye görecek ama ne konferans ne kimse var. Cumartesi sabah çünkü yani öyle bir şey de yok. Kendi kendine o zaman telefonu falan yoktu herhalde bizde neyse aldık onu abi arabaya hep beraber Çekmeköy kampüsüne gitmiştik. Altınıza dedi abi dolaşıyordu o şeyde ya böyle orada acayipti ya. Ben sonra ona karnınlaşma falan filan orada bir sandviç falan ısmarladım. Adam şey oldu böyle ya iki tane şey gibi ya adam böyle fka: İyi hikaye, çok iyi hikaye. Kennedy Dives'le Üsküdar'dan çekilmiştir. vigo: Aman, o kadar şey oldu ki böyle hani, ya kanka diyorum afiyet olsun, ye falan olur mu, olur mu, ya ne olur musun diyorum, sen bizim misafirimizsin falan filan. Bak o etkinlikten de bende bir ton fotoğraf, arada bazen böyle bilgisayarda bulsam sana da whatsapp'tan falan gönderiyorum, orada da sizin koding tayfası, devrimler, komple ekip. Ya herkes vardı yani şey gibi Türk development scene'inde kim varsa abi vardı o gün ya, iki gün süren bir etkinlik. fka: O küzeleki bebet. Çok deli bir etkinlik. JSPY çok deli bir etkinlikti. Özgün Üniversitesinde ve işin güzel tarafı şuydu JSPY. Yani Allah'ın çekme köyünde olduğu için kimse kaçamıyor tamam mı? Beşiktaş'taki de etkinlik sonuna doğru herkes ufak ufak mağluyor çünkü merkezi yesin yani. Abi Özgün'ün de kimse kaçamıyor. Servis saati var onu beklemen lazım falan. Akşama kadar bir muhabbet bir ortam döndü orada böyle. Akayip iyiydi ve dediğin gibi işte Kenny Taaz falan vs. vigo: Acayipti ya. fka: Çok şuan 100 full kadroyu hatırlamıyorum ama biz 2 salon falan yapmıştık oradaki büyük konferansı. 2 gün ve 2 salondu yani. 2 gün 2 salon inanılmaz 4 track yani oluyor. Ve inanılmaz bir etkinlikti. Jazz Pie benim de böyle şeylerimdendir yani. Hani çok detaylarını hatırlayamıyorum ama çok üstünden işte. 13 sene geçmiş abi bu arada inanılmaz yani. 13 sene geçmiş. Velhasıl abi... vigo: Tabii iki gün sürmüştü Ne vardı? Özge'nin Üniversitesi bize büyük kıyak yapıp, öğlen yemeği, okulun yemekhanesinde çok güzel tablet ot yiyerek çıkmıştı. Free böyle. Herkese falan. O şeyler çok güzeldi. Yiyecek, içecekler falan. Her şey çok güzeldi abi. Çok büyük, acayip bir destek olmuşlardı ya. Valla. fka: Evet, o zaman daha çok güzel destek alıyorduk. Şimdi tabii o zaman bir de konferanslar şu anki gibi böyle enflasyona uğramamış. Yani her tarafta konferans falan olmadığı için üniversiteler bunu gelin bizde yapın falan daha böyle şeyler hevesliler ve gerçekten böyle açıyorlardı her o ihtimali. O yüzden çok çok güzel bir konu kalmıştık o zaman. vigo: Bir de şimdi o zaman rektör Erhan Erkut Hoca vardı. da Kanada'dan falan yani o da çok vizyonlu bir adamdı. o üniversitede çok destek olmuş, çok etik bir şeydi. Evet. fka: Evet, Özgür Üniversitesi'ne de buradan teşekkür ediyoruz. O zamanki yönetimde kim varsa yani. gerçekten bizim teknoloji sektörü, yani aslında Türkiye'deki yazılım sektörü anlamında... Bu arada, JSPY'in de güzel bakak böyle bağlantılar, JSPY'in sitesini de, yani web sayfasını da o zaman Emre Efendioğlu vardı şeyde. vigo: Evet, şey KROP! fka: Onlar yapmışlardı ve bize sponsor olmuşlardı. Ve web sitesi çok güzel bir web sitesi vardı onların da. vigo: Hatta etkinlik alanını onlar şey getirmişlerdi abi böyle bir fotoğraf çekmeli... ...yostları vardı tabi hep fotoğraflarımız var orada süper şeyleri vardı. fka: Gioskettizler. Evet evet evet. Ve Unicrow ve Unicrow abi. Unicrow ekibi sonrasında işte bu kodlayı yapan arkadaşlar. Yani o yüzden de ekstradan kendilerini. Düşün bak abi nasıl bağlantılar görüyor musun böyle? Sonrasında ben de yıllar sonra kodlayı konuşmacı olarak yedim. vigo: Tabi tabi tabi. fka: Topluluğun tamam birbiriyle etkileşimi o kadar böyle şeyler yarattı ki böyle nasıl diyeyim. İhtimaller ve işte bağlantılar yarattı ki o bağlantılar böyle hep her zaman hala bile işte şey... vigo: Fehmiler, Fehmi Can sağlam, onların tayfalar. fka: Kesinlikle. Fehmi Can sağlamlar falan tabi şu anda çok fazla böyle görmüyorum onları sosyal Onlar da mesela işte çok sağlam arkadaşlardı teknik anlamda çok sağlam arkadaşlarlardı. işte o zamanlar ya bu arkadaşlarla tanışmış ve çalışmış olmanın verdiği böyle bir şey var nasıl diyeyim. Normal adamlarla çalışmışız abi falan diyorsun bazen böyle. Ben şimdi aynı zamanda o zaman tam o sürelerde işte benim codinge girmeme vesile oldu bu. Bu kadar görünür olmak çünkü şeyi hatırlıyorum abi ben vigo: Şimdi büyük bir şans. Ben de. Evet. Kodinette kimler vardı? Say! Ve neredeler şu anda? fka: coding işte sayacağım sayacağım coding'e girişim şöyle oldu abi çok enteresan ben o zaman vim kullanıyorum tamam mı? ve özgür web günlerindeyiz işte işte 2 yıl 2012 galiba özgür web günlerinde işte ben de kendimce ismimi bir şekilde ispatladım hani bu jsconf'dan sonra falan javascript istanbul konferansından sonra sonra bir şekilde böyle şeyim oldu tamam mı yani bir şekilde tanındım yani isim duyuldu sonra Sinan Yaşar, Gökmen Göksel bunlarda etkinliğe gelmişler. Gökmen de bu arada eski pardus kadrosundan. Pardus ekibinden. O pardusun efsane ekibi diye bir şey vardı yani o zaman. Yani atıyorum Gökmen şimdi yanlış olmasın. Gökmen dinlerse düzeltse bile. işte bizim için o zaman işte Gökmen, şeyin pardusun... vigo: İlk pardus o meşhur yani ilk legendary pardusu. fka: Bootloader'ını yazmış falan filan. Setup ekranlarını yazmış falan. Bizim için efsane bir adam. Nasıl ya? falan diyorsun yani. Linux'un şeyine tamam mı? Linux geliştiricisi yani. büyük bir şey yani o zaman için. Gökmen'le vesaire biz orada tanıştık falan tanıştırdılar bizi. Gökmen'le de tanışmam yine. Markafony'a girmemle alakalı. Markafony'daki arkadaşların tanıdıkları falan filan birisi. Sonra da birisi şey soruyor. vigo: Tabii akıl almaz. fka: Diyorlar ki JavaScript konusunda kim var etrafınızda iyi. Hani codingi adam oradan alacaklar. Diyorlar ki Fatih Kadir kim var JavaScript İstanbul konferansını düzenlemiş adam diyorlar tamam mı? Ondan sonra Gökmen geldi yanıma falan tanıştık ettik işte falan. Dediler ki biz işte coding falan işte San Francisco'da girişmimiz var bizim de çalışır mısın? Senin o ağzından neler dökülüyor böyle falan. vigo: Bu kadar işte bak. fka: Bu arada ben o etkinlikte Fatih Ersan ile tanıştım. Ben de o zaman Vim kullanıyorum abi. Vim'in inanılmaz Vim kullandığımı düşünüyorum. Sonra Fatih Ersan ile Twitter'dan takipleşiyoruz. Fatih Ersan da beni Vim kullanıyorum diye takip ediyor. Fatih beni yakaladı abi. Fatih nasılsın falan filan. Ben de Vim kullanıyorum. Sonra Fatih Ersan benim yanımda bir Vim kullanmaya başladı. Ben dedi ki ben Vim kullanmıyormuşum ki. Beningisi kullanmak değil yani. Ben kendi kendime başka bir şey yapıyormuşum. Çünkü Façaslan'ı Vim kullanırken görünce olayı başka... diyorsun ki oğlum bu başka bir şey lan. Bu ne yapıyor yani? Abi sen böyle flüt çalarsın da tamam mı? Sonra yanında bir virtüöz gelir de bak ben de çalıyorum falan deyip böyle bir şey olayım. Sen de tamam bu flüt alayım da yok olayım ortadan falan. Tersim yok. vigo: Yemin misin abi bu Win mi başka bir şey mi kullanıyo Bak, hemen bir şey hatırladım. Biz o zaman Cihan'ın o girişim fabrikası, Edfor diye bir projeydeyiz. Küçücük bir odamız var. Sen yanımıza gelmiştin o gün. Şey bakıyordum. Sen şimdi codinge işe girecektin. Hani, ofis mi tutayım? Hani sen bir yerde çalışacaksın ya. Hatırlıyor musun? Ya ben de ofis mi tutmalıyım? Bir şey mi yapmalıyım? Senin bir bütçen vardı. Oradan işte neresi olsun, orası mı? Hatta biz şey... Ya Fato işte biz de geliriz arada hani şey, tek masalık bir şey mi olsun? Yoksa böyle bir co-working... fka: Evet evet evet evet evet evet evet vigo: O zamanlar öyle co-working space olayları var mıydı ya? Yoktu herhalde galiba değil mi? Yok. Tabii. fka: Yok abi yok. Uzaktan çalışma falan yoktu ki abi yani vardı mı? Çok tek tüktü yani. Yıl 2012 bu arada. Uzaktan çalışma falan filan çok popüler işler değil. Ben şeyi falan anlamadım abi uzaktan nasıl çalışacağız yani falan. Tamam yapacağız ama nasıl olacak falan filan diye böyle. Abi sonra Kodink bir ekip topladı şeyden. Bu arada ben de işte Kodink'te biz Fatih Arslan'la beraber aynı gün gittik falan filan. İşte Fatih Arslan'ı da onlar çağırdılar beni çağırdılar. gökmen göksel şuan google'da ve gökmen zaten hep efsanedir yani gökmenle en son geçen sene üniversite gittiğimde google ofisinde buluştuk falan Hala efsane bir adam yani o en son payment ekibindeydi. Google'ın. Ondan sonra işte kim var? A.T. Arslan zaten hani herkes biliyor artık adın ne kadar şov bir adam olduğunu. iyi yani bu saydıklarım herkes böyle ayrı ayrı yaptığı işin şeyi nasıl diyeyim virtüözü yani tamam mı? Gerçekten bak hani ben en böyle kendimi kötü hissettiğim vigo: Bahadır var. Bahadır yok mu? fka: Kendimi kötü hissettiğimde derken, herkes çok iyi ya. Ben burada ne işim var? Şansa bala girdim lan buraya falan. Kafasındaydım. Fahadır Can Demir, işte Unity'de en son. Şimdi ne yapıyor bilmiyorum. Twitter'da tekrar geri gelmiş o. Bu Twitter bırakmıştı bir ara. Cihan ne yapıyor? Cihan da sosyal medya falan bıraktı. Onun hesabı da başka biri almış bu arada Twitter'da. Tabii tabii Cihan 2.0. vigo: Bader var Bader unity'de Cihana okuyan var, cihana okuyan cihana okuyan var artık şey değil. Instagram'da sütörü atıyor abi motoruyla. Dağları taşlara geziyor. Şeyde yaşıyor. Urla diyeceğim, Muğla'da yaşıyor. Öyle bir yerde yaşıyor. Şeyde Deva mı o? Yok. Yolcu 360'taydı en son. Evet. Evet. Artık şey böyle Ferrari'yi satan bilge şeyinde tutuyor böyle. Ya bizi dinliyorsan. fka: Emekli modunda Cihan. Cihanda efsane adamdır yani cihandan da çok şey öğrendim. Ben şöyle söyleyeyim sana abi. Coding'e ben ilk girdim tamam mı? Ve hatta şöyle oldu. İlk iş görüşmesi... Fatih Acep zaten exit yaptı biliyorsun işte. Exit etti. Veya şimdi... Coding'i falan. Tabi tabi Coding de Fatih Acep de. Sonra Super Pure'ü vesaire kurdu. Sonra exit vigo: Oda coding tifası ekibinde ben... sonra 2016'da neydi? Hafif Uyku. Şey demişti bana, bizim İnegabank'lı ekaton bir şey yapmıştık. jüri deydi. Şey demişti bana, ya coding bizi vurdu dedi ya. Yani coding geldi. fka: Aslında niki neydi ya çok güzel bir niki vardı onun. Hafif uyku ha hafif uyku evet. vigo: Ve bir çok yeri vurdu biliyor musun? Koding her yerdeki en iyi adamları kaptı. Kodingi aldıydı. bir... Yani cooking şey açısından bugün anlatıyoruz. Okey ama... Türkiye'deki zaten kısıtlı startup ve hani o en iyi adamları löp löp löp kapmıştı. Yani öyle bir şey... fka: Doğru doğru. O yüzden coding ekibi gerçekten efsane bir. Hepsi de şu anda acayip iyi yerlerdeler yani. Ben gerçekten böyle şey codingde herkes çok iyi bir yere gitti. Ben böyle Türkiye'ye döndüm falan. bir kendimi uzun süre kötü hissettim. Dedim ki oğlum herkes çok yüksekte gitti lan ben kaldım burada falan filan diye böyle bir kendimce iç savaşa iç hesaplaşmalara girdim yani. Ulan ben o kadar da iyi değilmişim işte falan diye böyle bir streve vigo: Fatih Acet neydi? Süper Pir. Onu yaptılar, sattılar, eksit ettiler. Sonra Devrim şimdi lakir obos diye bir şey yaptı biliyorsunuz. Onu da vurdu, orda da koydu, güzel gidiyor. adam... San Francisco ortamlarının en legit yatırımcısı, girişimcisi bir adam. Devrim yarın ben bir fix projesi yapacağım dese, kadar artık bilinen ve saygı duyulan güvenilen bir adam pozisyondaki. fka: Evet evet evet evet evet evet evet evet evet evet evet evet evet Çok Güzel. Evet kesinlikle. vigo: Şeyde çok rüştünü çok büyük ispatlamış fka: Coding ilk girdim abi. Bir kaynak kod var. Yani şöyle söyleyeyim sana. KD framework vardı. Ve KD framework tamamen QT framework'ün. Çünkü işte Gökmen falan olduğu için onlar da biraz daha içeride şeyi biliyorlardı. Yani işte bu QT falan Gökmen zaten şey gibi biliyor. QT yeni nesil bilmez belki. Ve... Python'ın arayus framework'ı, o kadar iyi bir arayus framework'ı vardı ki bugün o zaman component-based architecture falan filan ortada bir konsept bile değilken biz KD framework ile ben böyle aklım çıkmıştı ya abi bunu nasıl düşündünüz falan filan olmuştum yani back-up falan filan yeni duyuluyor tamam mı onlar öyle güzel bir MVC architecture kurmuşlar ki sıfırdan kendi framework'ını yanlış vigo: Vakababbi araya injeksiyon yapayım ben bunu Sinan'a sormuştum sizin bir partib olmuştu ya şeyde mesajında orada kodları gösterirken şeyi abi Objective-C diye bir dil var biliyor musun? Java Script aynı Objective-C gibi Java Script abi dedim bu Objective-C çok mu özür? zaten o modeli de taklit ettik fka: Evet. ... Evet evet evet evet. Zaten yok bana sorulan işte. Bu arada şeydeki QT işte bu Objective-J ondan sonra bir de Apple'ın kokuva framework ile çok benziyor. Hatta kokuva sanırım QT'nin bir portu gibi bir şey. Yani kokuva ile bildiği uyduruyor mu şu olay? Kokuva ile tamam mı? Kokuva framework ile yani Apple'ın eski... vigo: Var mı hala bilmiyorum. Evet evet, tabii işte aynen. O keklik değişti. Yani şey gibi... fka: Swift'den önceki Adayus framework ile Qt birbirine çok benziyor. Aslında desktop uygulamaları kendi içlerinde benzer bir yapı kurmuşlar. vigo: Orduş. Yine bir para, yine bir para seçim. O zamanlarda Apple'ın direkt desteklediği OBJ, C Bir de Ruby Bir şey vardı Bir objektif olan bir Ruby paketi vardı iki tane şeyi vardı Bunlar şuydu Ruby ve Python kullanarak Native Macos fka: Bilmiyorum abi. vigo: Ui'lerine erişmeli sağladı. bridge framework'ı veriyordu. Sen aslında python kullanarak öküz gibi mekosypi ya da rubi kullanarak öküz gibi ney fka: He anladım anladım. Reaktiv biliyorsun. Bugün Reakt native gibi. vigo: Python'dan sen Objective-C API kollar yapabiliyordun yani UI elementlerini çağırabiliyordun aynı şey MacRuby ve bir de şey gibi sadece şunu hatırlamıyorum acaba o build ettiğinde native mi döndürüyordu yoksa aradaki o bridge yani yine runtime'da Ruby çalışıp içeriden şeyleri mi kod ediyordu orasını hatırlamıyorum çünkü bundan hepsi şey oldu bitti yani böyle Mutlemelen 2012lerde 14lerde falan yok oldular öyle bıraktı Apple onlara Sizin o kodinkte şey gibi askeri kamp gibi şeyler, ofiste yatakhane, gece gündüz orada herkes yatıyor kalkıyor bir şeyleri yetiştiriyordunuz. fka: Çok güzel bir ortamdı biliyor musun? şeyde San Francisco'da ofis vardı. Üst katıda ev. Ve şeyde abi biz böyle... vigo: Ablanız vardı size menemen falan sucuklu yumurta yapıyor. Yapmıyor mu siz San Fransico'da? Bir Meksikalı ablanız şey verdi değil mi? fka: Tam da altı katta böyle. Tabii ofiste çalışan bir kadın var. Abi o zaman böyle şey işte üst kat ev alt katta işte herki hepimize birer oda verdiler. Ondan sonra hani böyle bir yani şimdi bülteci gibi o zaman kalıyorduk yani. Ama tabii şey yani geliyoruz bir hafta kalıyoruz falan dönüyoruz Türkiye'ye. Ofiste beraber çalışmak için. Ondan sonra alt kat ofis dediğimde ofis garaj yani bu arada hani bildiğin garajda çıkma hapreti var ya ofis garajı. vigo: İşte bak yine bir realite. Yok ki garajımız olmadı kanka. fka: ama ya bu arada çok ortam çok iyiydi bir de ya san francisco'nun tamam ben o zaman bak şöyle bir şey hatırlıyorum abi bence bütün yazılımcılar bir şekilde ne yapıp edip san francisco'yu görmesi lazım abi neden biliyor musun sebebini söyleyeceğim bunu her yerde anlatıyorum ama ben ilk gitmeden önce tamam mı şu kafadaydım dedim ki ya işte abi san francisco silikon maddesi işte gideceğim edeceğim hani orası bambaşka bir falanmış lan ortam işte silikon maddesi dediğinde şimdi şeyin vigo: Değil Değil fka: Gidiyorsun oraya, duyuyor musun abi beni? Abi yazılımcının hacı gibi bir şey tamam mı? Gidiyorsun abi ve orada başka bir ortama giriyorsun. böyle hani şey olarak böyle uhrevi bir ortam yazılımcı için. mı? Böyle o kadar acayip bir yer ki böyle her yer yazılımcının. Abi abi. Bambaşka bir ortam. Ve ben ilk gittim abi böyle. vigo: Evet su aldım geldim. Sokakta yürürken gitapla çalışan bir adam yanından geçiyor falan. fka: Bir kere zaten girdiğin anda şey fark ediyorsun abi şehre girdiğin anda işte sağda solda reklam tabelaları ama böyle bildiğin kullandığın yazılımların tamam reklam tabelaları falan filan var. Diyorsun ki aha buraya reklam vermişler bilmem ne. Abi bir bakıyorsun abi Google Maps'i bir açıyorsun işte arka sokakta GitHub ön sokakta Ubisoft, öbür tarafta Adobe falan tamam böyle hani vigo: Silicon Valley dizisinin başlarında jenerikte böyle çıt çıt çıt çıkıyor diye binaenler üzerinde. fka: Evet abi tam o tam o. Bu arada Silikon Mahallesi dizisi çok güzel bir dizi şey olarak. Tam oradaki ortamı kafayı yanmıtıyor yani çok aynısı böyle birebir aynısı. Abi sonra gittim böyle falan işte yürüyorum sohaktan arkadaşlar yürüyoruz falan işte bir baktık arka sohaktan Ubisoft'un binası var. Bu arada cidden bizim kaldığımız arka sohaktan Ubisoft'un binası vardı. Ubisoft da o zaman için şeyle çok meşhur. Assassin's Creed ile falan çok meşhur bir oyun firması. Abi böyle baktım normal apartman ya tamam böyle bildiğin normal apartman çok yüksek falan da değil böyle üç dört katlı bir apartman yani. Ya dedim ki oğlum bunlar dedim burada dedim bu işi yapıyor ve hani çok da aslında yapılamayacak şeyler değil ama böyle insan hani şey kafasında giriyorsun tamam mı orada lan biz niye yapamıyoruz ki oğlum aslında olayın yerle bir ilgisi yok yani olay tamamen kafa yani mindset yani. Hani ben burada çalışmışım ha İstanbul'a çalışmışım ne farkı var yani falan diye böyle bir kafaya döndüm ben. Sonra ben de orada o şey bitti nasıl diyeyim sana. O zehri aldım ve dedim ki yani olayın tamam mı yerle ilgisi yok. Olay tamamen mindset yani. Tabi ki bulunduğun yer seni bir sürü mindset'e sürüklüyor ama arada gidip tamam mı kendini orada resetleyeceksin mental olarak. Sonra geri dön devam et işine. Orada bana bir şey geldi. bu işleri yapmam için yani bu kafada işler yapmam için orada olmama gerek yok falan kafası orada bana geldi tamam mı böyle. Ama orada olursan Bu kafanın gelmesi için orada olman lazım işte hani. O kafaya girmen için. Sonrasında abi ilk o San Francisco deneyim bana böyle şey gibi geldi. Çok büyülü. Ben uzun zaman onun gazıyla yaşadım yani. Böyle dedim ki abi bu adamlar burada yapıyorsa biz de yaparız abi bulunduğumuz yerde. Yani benim internetim var mı var işte. Çoğu şeye erişimim var mı var. Hani yapabileceğim işte. Kod yazabiliyor muyum yazıyorum hani. Github'uma el içim var mı? Var. Bu adamın burada yaptığı yer, senin burada yaptığın arasında tabi ki başka bir sürü coğrafi fark var ama. Coğrafyanın neden olduğu başka sorunlar var ama. Bir şekilde çözüyorsun yani onu tamam mı? Ya da kullandığım bir tane yazılım mesela. Hangi yazılım? Söz düşmanı... Birçok yazılım. Adamlar işte Ukrayna'da falan yapıyorlar mesela. Son olarak öğreniyorum. Adamlar StarTurk'u... vigo: Yeter prins iftihar, yeter prins. fka: JetBrains değil mi mesela? JetBrains Ukrayna'da falan. adamlar bütün Silikon maddesini şu anda yazılım ihraç ediyorlar baktığınız zaman. Günün sonunda işin coğrafyayla ilgili ilgisi yok. Tabii var, minim birçok anlamda etki değil olabilir. Ama günün sonunda sen o kafada bir şeyler yapabilirsin burada falan diye ben böyle bir tribe girdim. Sonra dedim ki abi ben bulunduğum yerde yapacağım. Tabii şimdi benim de oraya taşınma ihtimalim yok abi. Tamam hani gidebiliyorum vs. ama oraya taşınma ihtimalim çok düşük yani. Yok gibi bir şey. Dolayısıyla dedim ki ben bulunduğum yerden bu şeyi yapacağım. İşi yapacağım falan kafasına girdim. Velhasıl yapıyorsun da bir şekilde. Tabii ki bir sürü başka negatif faktör var ama olmuyor değil. O zaman böyle bir şeyi hatırlıyorum. böyle şey dedim. Abi GitHub'ın ofisi, işte yolda yürüyorsun GitHub'ın ofisine. Dedin ya işte abi kafede oturuyorsun mesela yan tarafta işte Google çalışanları işte JavaScript konuşuyorlar falan filan böyle. Onları dinliyorsun falan böyle ne konuşuyorlar falan diye. vigo: Bak ben yıllardır yani yıllardır dediğim herhalde 2011-2012'den beri genelde hep t-shirtlerim hep github t-shirtleri. Hatırlamam ben aynısı var bende hep biliyorum hep... fka: musun? Bu tişört 13 senelik falan bir tişört. vigo: Bende de var aynısı. Evde giyiyorum ben artık. Şey biraz rengi şey oldu. Ev tişörtüm olarak. Sokakta giyinmiyor muyum? fka: Ben bunu geçen Amerika'ya gittiğimde, sözünü unutma bu arada. Şu anda tabi dinleyenler hiç görmüyorlar ama mavi, üzerinde Pixel Art, GitHub logosu olan bir tişörtüm var. Amerika'da GitHub çalışanları dedi ki, sen bu tişörtü nereden buldun? Dedim ki, bu tişört dediğim hiç burada yok. Yeni yetmeler yani. vigo: En sevdiğim Ve senin gibi bunu bize siz gönderdiniz deseydin kanka. fka: Ama şuan onları soranlar soran hangitaba girmişler. Bizim kadar kitap geçmişleri yok. Hangitap bu tişörtü üretmiyor. Biz bunu almışım 13-14 sene önce. O kadar da eski kitapçıyız. Gitapçılardan daha eskiyiz. Devam et abi. vigo: Teşekkürler. Evet evet. ... Benim en büyük, benim halen en büyük hayalim şu, ben normalde hep tişört, bir de gittabın tişörtleri böyle iki ikslarç, ben de şişko bir adam olduğum için böyle rahat yapışmıyor falan bol bol giyiyorum. Hayatım boyunca hep yani bir toplantıya bir şeye gitmiyorsam hani gömlek mömlek giymediysem, tişört giyiyorsam hep içimde bir gittab tişörtü olur ve hep neyin hayalini kurdum? Bir kere olmadı biliyor musun? Metroya bindiğimde, metrobüse bindiğimde, marmaraya bindiğimde ya da caddede bir yerde yürürken Ya böyle birisi yanından geçerken, aa abi bende işte bende de var kitap ya da ne bileyim biri durdursa ya da bir şey dese abi sen developer musun bir şey misin? ben kendim görmedim. Yani ben görsem metroda Marmara'da hemen giderim yanına. Aaa kardeşim sen de mi developer'sın? Vay github t-shirt bilmem ne diye hemen muhabbete girelim. abi. Etkinliklerde bile görmüyorum yani. fka: Ben hala giyerim. Hadesi 40 yaşında olacağım. Ben hala giyiyorum, geziyorum dışarıda vigo: Bir de abi bak, çok kaliteli bu tişörtler binlerce, milyonlarca kere yıkandı ya. Hiçbir rengi sundum. Tabii. Yani o... Evet, Aynen. Yani hep onun o şey haliyle yaşadım böyle. Yolda yürürken, üzerimde gitar tişörtü varken, karşısında başka bir gitar tişörtü gelse, onunla muhabbet etsek bir şey çıktı. fka: Hala kafa sağlam duruyor abi taş gibi. Hiç üstünü boyası bile atmadı ya baksana şuna. C1 azıcık bileşmiş hafif ama onun dışında hiç bir şey değil. oooo ne diyorsun değil mi ya? zaman yollamışlar aynen benziyor montu ben onun üstüne bir de ütüyle falan peçler attım böyle çok güzel duruyor şimdi bu arada bana gittiğimde geçen yeni mont verdiler üstünde fatih yazıyor bu arada özel vigo: Baseball şey montu değil mi o? Aa ondan var mı şey hudi mi verdiler? Gitapta sadece gitapta çalışanlara verilen siyah böyle laca hudi var mı? fka: mont verdiler direkt Bu mount sadece starlara ve creator diye verdikleri kişilere verdiler. Çok sınırlı sayılı bir mount. Üstünde de Fatih yazıyor yakasında. Onun üstünde de patch verdi istediğin yerlerine patchle diye. Bir de şapka verdiler. Şapkayı da göstereyim. Yine dinleyenler göremeyecek ama... vigo: Bana göster, boşver dinleyenler hayal etsin. Vaaay, ha size special, özel. fka: Böyle, arkasında Creators yazıyor, görüyor musun? ama Microsoft üzer basmış abi. Bunu creator sizlerle. Bunu bu creatorlara verdiler. Biz bununla gittik. Abi neyse geçenlerde işte o baseball montumu tek giymiştim yine. Dişçiye giderken. Dişçimde biliyorsun teller var. İşte diş doktoru da böyle giydim montumu giydim falan. Dedi ki, GitHub mevzusunun arkasında dedi. Evet hocam dedim. Ondan sonra, aa dedi çok iyi. Sen dedi, GitHub senin mi dedi. şey dedim ki, nerede bu? Yok dedim. vigo: Evet deseydin benim. Sayılır deseydin kanka. Bir ağırdır bizim de bir şey. fka: Ben dedim ki, gittap benim de ilk yaşı olsa Microsoft'un ama iyi bir gittap kullanıcısıyımdır falan. Aaa dedi ben biliyorum ben biraz meraklıyım da yazdım o zaman gittabı biliyorum falan dedi. Eyvallah hocam yani beni ismimi azarsanız çıkarım dedim gittapın bir yerlerinde falan. Aaa çok iyi falan dedi. Böyle asıl öyle bir an yaşadım yani şeyle ilgili. vigo: Kanka en büyük hayalim neydi biliyor musun? Github'da çalışmaktı. Hatta 2014 demiydi. Bu Mike Adovs vardı ya Github support'a Alman Türkiye'ye getirmiş, Hecaton için, ING Hecaton için getirmiştik. Şapkın Kodaya'da da vardı, Türkiye'de getirmiştik. fka: Evet. Evde ve tarnı. vigo: gördüğümüz Nişantaşı'nda bir şeyde oturuyoruz, Ve herif orada gittap employisi, o zaman Microsoft almamıştı gittabı ve bir tane Türk yoktu biliyor musun? Gittabın gittabı olduğu zaman. Ama, ama şöyle, bak Microsoft, Microsoft aldığı an şey bozuldu. Zaten Microsoft'a çok Türk var. Ama Microsoft almadan önceki gittapta çalışan hiçbir Türk yoktu ve benim de hayalim yani fka: sonra kim oldu? Fatih Aslan oldu. vigo: en büyük hayalim. Microsoft aldıktan sonra benim açımdan büyüğü bozuldu. Ben orada hep hayal ederdim o böyle fka: Evet ama şöyle de bir şey var sanki hani Microsoft biraz da korudu onu ya içeride çok da bozmadı yapısını yani şey olarak bozmadı çok da kendine böyle şey yapmadı nasıl diyeyim vigo: Ben dışarıdan dış kabının dış mandalı olarak hissim bu yani tabii ki. fka: Mikrosoflaştırdıkları çok fazla. Tabii ki illaki etkileri oluyor bunun bu arada hani şeyliğe rağmen oluyor ama aşırı mikrosoflaştırmadı içeriği. Biraz startup şeyini tuttu orada ama tabii gelecekte göreceğiz nasıl olacağını. Hala yani olmaz diye bir şey yok. Bozulabilir de yani. vigo: Ailen sakladığım bir şey var. Bu Kodaya da GitHub bize sponsor olmuştu. GitHub'a ben fatura kesmiştim abi. 2500 dolardı galiba. Yanlış hatırlamıyorsam. Her etkinlikte millete shield verirdik böyle şey. GitHub'a da shield verdik. Onu da ben Mike Adops'a verdim. Herif de normalde Almanya'da yaşıyor. Hani her dakika gitmiyorlar. Ve herif onu gittiğinde götürmüş. Guitabın içeride, ben hiç görmedim yani içine de giremedim, bir bar gibi bir şeyi var böyle. Milletin bayağı bir bar varmış. O barda böyle şeylerin arasında bizim teşekkürler bilmem ne... fka: Ya vereyim mi acaba gitarın ofisinde o böyle bir bar var ama bir şey demedim Var mı? Ekim ayında gideceğim abi. Ekim ayında gidip bakacağım hatta soracağım direkt. Var mı böyle şeyler? vigo: Yani bir daha gidersen görürsen kanka bilmiyorum o duruyor mu hala orada ama çok zaman geçiyor. Fotoğraf, bak fotoğrafı ben saklıyorum sana göndereyim belki o kadraj duruyorsa yani o şey öyle bir bana bir fotoğraf attı, barda şeyde bizim ona verdiğimiz çift de orada duruyordu böyle vay lan dedim süper bir olay olmuş falan diye. Ya kanka nasıl gideceğim kanka? Ölürüm ben orada benim artık pansiyonum var bilmem nem var böyle. fka: Uyuyosun uyanıyosun Uyuyosun ya. Uyuyacan abi. Yaç, yaç, yaç. uyuyosun uyanıyosun ya. Mesela şöyle bak ben sana yiyorum. vigo: Çok uzun kanka ya. Oğlum uyuyamıyorum ki ben korkudan öyle bir adrenalin saldırıyorum ki uçağa kalktıktan itibaren ben böyle böyle gözler açık cin gibi ne bir şey yiyebiliyorum ne bir şey izleyebiliyorum ne bir şey dinleyebiliyorum yani 2-3 saat olsa hani okey de kaç saat 10 saat mi uçacağız 12 saat fka: şöyle ben kendimden anlatayım. ben de endişelenmiyorum. Ben de endişelenmiyorum. Abi bu uçak neticede bu tamam mı? 14 saat havadasın abi yani o da bir değişik bir kafa ama insan bir noktada şey oluyor mesela ben şimdi mesela ne yapıyorum biliyor musun abi kulaklığımı takıyorum böyle göz bandımım var takıyorum yastığımı takıyorum kafama. bütün dünya ile iletişimim full sıfırlıyorum tamam mı? Bir de o Bu noise canceling var ya bende şey var. AirPod Max var şu. Bu uçak sesini de full kesiyor böyle fıt diye. Tamam. Uçağın uğultusu da yok. şey bir dünya böyle. Abi kapatıyorum gözleri tamam mı? Bir şekilde uykuya dalıyorum zaten. Ondan sonra bir uyanıyorum abi. İşte kaç saat kalmış işte atıyorum bir arada uyanıyorum. Bazen ışıkları falan açıyorlar yemek falan dağıtacakları zaman. vigo: Lan dışarıda güneş şey geliyor böyle. Ben hala ulan ne gecesi ne güdüzü. Sen şey nasıl oluyor? Cetlek metlek işlerinde nasıl hani onları, gözebiliyor musun? fka: Dönüş sıkıntı yok. Uçakla gittiğin zaman 14 saat uçuyorsun buradan. Cumartesi sabahı 8'de bindin ya buradan. İstanbul'da cumartesi sabahı 8 Türkiye saati. Orada iniyorsun abi cumartesi sabahı 10. 14 saat uçmuşsun ama 2 saat bitmiş gibi oluyor. Aslında bu çok güzel bir şey. Bunun da sıkıntı yok. vigo: Evet. fka: Aynı gün yaşıyorsun tekrar. Akşam bayılıyorsun, kalıyorsun, uyuyorsun. Sabah uyandığında taparlıyorsun abi. Hiçbir sıkıntı yok. Ama dönüşte de mesela akşam... Bindin cumartesi akşam 6'da bindin ya... Pazar akşam 6'da iniyorsun. Yani... Aynı sefer 10 saat kaybediyorsun anladın mı? Bir giriyorsun, 14 saat uçuyorsun ama 24 saat geçmiş gibi oluyor. Tamam mı? Böyle bir abuk sabuk bir kayıp oluyor. Yani o gelirken kazandığın günü... vigo: Kendine geliyorsun pazartesi salıp falan fka: Dönüşte tekrar kaybediyorsun falan oluyor. bir şey var. Handikapı var. O dönüşte ama insan vuruyor. Sanki 24 saat üçmüş sindik oluyor ya böyle. Lan ben dün binmiştim uçağa falan diyorsun. Bir gün diyorsun böyle bildiğin bir kayıp bir zaman var yani. Ne oldu oğlum diyorsun. Niye burada geçişinde oldu falan diyorsun. Ertesi gün olmuş bir de yani. Bir gün geçmiş. vigo: Ama öyle bir jet lag tadında bir ne bileyim bir sersemlik, bir gariplik hissetmedim gibi. Dönmek çok güzel. Yine San Fransı köye gitmiştim ama o zaman tabi bu denli silikon vadisi modu yoktu. Öyle bir şeydi yani. fka: Abi valla bence çöz bu konuyu sen de. Tekrar gidelim 98 üstünden çok zaman geçmiş. Bir daha gidersin sen. Bence bunu halledersin. vigo: Bir de kitaptan şey çok isterdim biliyorsun orada biz yine bir etkinliğimizde Kodayo Türkiye'de işte Blake Miserani diye bir eleman Sinatra yazan çocuk falan filan ben Ruby aşkıyla Sinatra falan diye böyle adamla muhabbet edeceğim diye bana şey demişti ya Vigo ben dedi üç yıldır hiç uğraşmıyorum Ruby ile falan abi neyle uğraşıyorsun falan ben dedi Go şey değil mi var. Orada çalışıyorum falan, Go yazıyorum kitapta çok hayran olduğum bir adam vardı. Ryan Tomeiko diye çok efsane bir adamdı. da böyle, onunla dedim tanıştırsana. ben bari herkesi buraya getirebilir miyim? Ben o adama çok bulmaya çalıştım. şey yaptım. Hiçbir yerde bulamadım mesela. Çok isterdim ya. O da çok efsane bir adamdı. Çok efsane adamlar vardı abi kitapta ya. fka: Şu anda Chou Yer aynı şeye uğramış durumda. İster istemez doygunluğa ulaşıyor. Artık bireysel efsaneleri zaten şirketler istemiyorlar. Çok da fazla böyle bireysel efsaneye izin vermiyor. Ona baktığın zaman şey vardı. Jalermo. Yok Jalermo değil. Guida Van Ressum. Guy de bu arada kim? Hani Python'ı yazan adam değil mi? Yani mesela Guy da mesela yine işte hatırlıyorum ben Dropbox'ta işe girmişti değil mi? Öyle olay olmuştu yani adam Dropbox'ta işe girdi abi falan filan diye. vigo: Evet. Tabi durup aksanlar. Onun bir gün evde yemek yerken Bloomberg TV açıktı bir şekilde. O çocuk konuşuyordu. Ne alaka falan. Herif şeyden bahsetti. Buidio dedi, çalışıyor diye burada dedi. Python'cuları şey gibi. Dropbox cazime merkezi. Adamlar para pul umuru değil. Buidio ile beraber çalışacak. Aynı şekilde o zaman Hiroku'da da Matt çalışıyordu. Ruby'nin yazan adam. fka: bu arada eski Github starlardan birisi. Tabii geçmiş alumni. Bu arada Türkler Ahmet Alp Balkan Mesela Metz'i gördüğümde ben Github star olarak oha dedim yani bu adamla aynı seviyede nasıl olabilirim falan filan oldum. Bu arada hala aktif Github starlar arasında şeyleri sayayım abi. Bu adamlara böyle bir mesaj kadar ulaşabiliyor olmak çok enteresan. Ben bu adamları gördüğüm zaman yanına gitmeye utanıyorum öyle söyleyeyim sana hani. vigo: Aa o da olmuş mu? Var. fka: Benim bu adamın önünde eğilerek girmen lazım gibi geliyor. Mesela direkt isim vereyim Simonlar. vigo: O zaten hepimizin efsanesi. Star... Dikkat fustur olmasa da... Cango'yu yapan bir abi. Cango'nun ilk core ekipteki iki üç kişiden birisi. fka: Yani şöyle yola Simon Willison. Doğru söylemem adına. Bu adam Guita Star ve bu adamla çok fazla denk geldim yan yana. Aynı masada da bulundum ama adamı selamlı nasılsın demeye utanıyorum. Gitarlar için internal etkinlikler oluyor. Gitarlarlar konuşuyorlar, muhabbet ediyorlar. Simon'un bir konuya yaptığı yorum o kadar üst seviye bir yorum ki... ...ya da bir soru soruyor. Benim soracağım aklımdaki soru o kadar boktan kalıyor ki... ...ben hiç sesimi çıkarmayayım, gülüyüm falan takılayım diyorum. Adam öyle bir soru soruyor ki böyle diyorsun ki oğlum bu nasıl aklına geldi lan falan diyorsun bak hani abartmıyorum bu arada. Gerçekten adam öyle etik bir soru soruyor ki böyle. O kadar güzel ifade ediyor ki onu diyorsun ki aga bu nedir ya yani bunu nasıl vigo: o cins abi cins yani o böyle şey özel adamlardan biri fka: oldu. Nicolas Zacass. Zacass JavaScript dünyasının tamam mı? efsane adamlarından biridir yani. Mattes vardı yani Ruby yazan adam yani direkt. Github star mesela. vigo: Bilmiyorum ama. fka: Curl dediğimiz tamam mı? CLI üzerinden, Aslında curl diye okunuyor da, CLI. Aynen, HTTP Clienti ve herhalde bütün işletim sistemlerinde default geliyor falan yani. Öyle bir tool yani, öyle bir utility. vigo: İyi öğret fka: Bu adamlarla kim vardı başka ya birisi daha vardı. Çok sağlam adamlar var. Naxx'di yazan çocuk da gitti. Naxx'de. Next.js'in Vue versiyonunu yazan arkadaş. vigo: Şimdi şey söyleyeceğim, starları devam ettirmek, sen şimdi bu yılda star mısın? fka: Senere bir çek ediyorlar. Ben iki kere oldum. İki bir defa oldum. Senere bir çek ediyorlar. Sen bakıyorlar hani ne yapıyorsun, ne ediyorsun, bir katkın var mı, yok mu, boş boş mu takılıyorsun, topluluğa bir katkı yapıyor musun yoksa öyle idol musun diye bakıyorlar. Eğer idolsan diyorlar ki seni alumni yapıyoruz artık, mezun oldun sen diyorlar, yapmıyorsun bir şey. Ama devam ediyorsan devam et vigo: A fka: çok zor seçiyorlar. Yani ben de aynı fikirdeyim. arada ben çok Orhun'u nominate Star olacak adam yani. Şu an JetBrains'e devre olarak JetBrains'e girdi o en son. Rust Ecosisteminde çok da bilinen bir arkadaş. Rato T'si var. Terminal üzerinde UI framework var. Ve çok güzel bir framework. O mesela bence Github Star olacak. vigo: Evet. Evet evet. fka: Fatih Arslan var. vigo: Yani şeyler bence çok kıymetli. Mesela bildiğim kadarıyla Orhun'la mesela adam Ankara'da yaşıyor. Hani orijinal doğma büyüme Türkiye, Ankara. Bu coğrafyada, bu ekosistemde, bu şartlarda bir success story geliyor ya. ne bileyim, bir noktada Almanya'ya yerleşmiş ya da Hollanda'ya yerleşmiş ya da ne bileyim, San Francisco'da bir yerde çalışmış ya o da tamam okey ama... Hani şey gibi, oralar coğrafya olarak bir sıfır önde başlıyorsun gibi bir durum oluyor ya, hani senin de öyle yani. Sen de bu topraklarda, bu dünya, yani bizim şeyimiz de, o yüzden ben kendi adıma belki biraz da biyaz yapıyorum ama olumlu anlamda. Çok daha kıymet veriyorum. Yani, ne bileyim abi Avrupa'da yaşayan adam, Amerika'da yaşayan adam bizim uğraştığımız konularla çok, yani full konsantre bir development'a dedikâh olabiliyor. fka: Evet evet. vigo: Başka faktörlerle de uğraşıyoruz. Hayatla uğraşıyoruz. Aileyle çocuk falan. Mesela bizim demosiyinde de ben hala şaşırıyorum. Daha yeni iki hafta evvel iki yılda bir tane X diye bir party düzenleriz. Commodore 64 only partisi. Abi yine baktım hayvan gibi rilizler, hayvan gibi demolar. Ve bu demoların yapmaları bir sene, bir buçuk sene falan sürüyor. Herifler uğraşabiliyorlar yani. Mesela bir Commodore demosuyla bir sene uğraşıyorlar. Büyük olay bu. Ona vakit ayırabiliyor, ona vakit bulamıyor. Biz şu podcasti bile iki üç haftadır anca denk geldik, çekebiliyoruz. Sürekli koşuşturmaca, şey olarak değil. Çok milyon dolar para kazanıyoruz, iş güç gibi. Yok, hep bir şey var. Ya bir yerden bir yere yetişiyorsun, başka bir şey çıkıyor ortaya. O artık time management mıdır nedir, bilemiyorum abi şeyi. Zamanı mı iyi değerlendiriyor, organize ediyorlar, bilemiyorum ama... fka: Doğru. vigo: O yüzden bizim topraklardan, buralardan böyle bu success storyler kendi adıma ben çok kıymetli buluyorum abi. fka: Evet, burda tabi yapmak daha zor. amk kültürel olarak işte hani. bizde biraz linç kültürü de var abi biliyorsun. Burda hani bir şeyler yapmıyor. vigo: Daha zor abi, daha zor ya. O sen onu en kral sensin onu. dakika her an bir linç yaşayan adam. Ya kanka bak sana bin kere abin olarak diyorum ya sen niye her şeyi takıyorsun kafaya? Her şeye cevap veriyorsun. Ama öyle gözüküyor. Twitter'dan takıyormuşsun gibi gözüküyor. fka: Evet. Abi takmıyorum. Yok takmıyorum. Sadece bazen... Taktığım bir dönem oldu geçmişte de alıştım artık. O insanın derisi kalınlaşıyor. Kaşarlanıyorsun yani. Anladın mı? O artık böyle şey oluyor. Aman falan oluyorsun yani. Ama en son şey yazmış bir arkadaş. Eki Sözlük'le benimle ilgili bir entry yazmış. vigo: ... Ben hiç bakmıyorum şuraya ya. Haa gördün paylaştın geçen gün. Haa seni laf etmiş profs. fka: PDF yüklemiş gitaba oradan da star almış işte gitar star olmuş o zaman ben de yükleyeyim işte o zaman ben de gitar star olayım falan. Yani olayın hiç anlamamış hiç araştırmamış hiçbir fikri yok hani benim gitar reposunu PDF zannediyor o da değil öyle bir şey de değil falan böyle bir eee enteresan bir şey ama hani yadırgamıyorum da bir yana artık şeyi de geçtim yadırgamayı da geçtim artık şey oluyorum böyle abi komik geliyor yani ben diyorum ki hani kendini de deli diyorsun anladın mı hani vigo: Yaa üüüü Ama kanka işte bak şöyle bir çoğu hiç o bilinmeyen bir hani Cem Yılmaz'ın şeyi var ya Razer 396 bana yorum yazmış diyor ya mesela bilmem, Excalibur bilmem ne falan çocuk evden. Onun gibi bir şey oluyor ama mesela hani şey hep bizde ne yazık ki şey olamıyor bir türlü. Destek olmak, gazlamak hani iyi bir şeyi yükseltmek yani devamlı hep bir şey gibi oluyor. Ben de yapıyorum arada mesela bir şey hep Hep beğenmediğimiz şeyleri söylüyoruz ya da uymadığımız şeyleri söylüyoruz. Uyanları da çok şey yapmıyoruz ya da hep aklımıza negatif mi çıkıyor bilmiyorum. fka: Abi, evet. çekildi? Bunu biz geçen San Francisco'da konuştuk abi. Bir akşam böyle etkinlik çıkışı tamam mı? İşte Türkiye Komitesi nasıl falan diye sordular. Ben de biraz dedim, gel biz de biraz dedim hani pozitif tarafları da var ama biraz toksiste de var falan filan oldu böyle. Konuştuk yani böyle. Ya şunu fark ettim konuşurken abi aslında lokal komünitelerde hep bir toksiklik var ya bizim ülke bağımsız bu yani. Hadi atıyorum başka bir ülke. Sadece bunun olmadığı San Francisco var abi. Orada çok daha böyle bir hacker kültürü var tamam mı? Bu arada Toxiciste var mesela. Atıyorum. Gidiyorsunuz işte Sam Altman ile Elon Musk da birbirine giriyor. Anladın mı? Twitter'dan kavga ediyorlar falan. Laf sokuyorlar. Bunlar milyoner milyar derler yani. Hatta trilyoner oldu galiba en son Elon Musk. Dolar trilyoner oldu. İlk dünyanın ilk dolar trilyoner olmuş. Bu adamlar şimdi birbiriyle kavga etmesi başka bir şey tamam mı? Bizdeki daha böyle alt seviyede dönüyor falan. Ama lokal komünitelerde bu varmış. Yani işte başka ülkelerde de lokal komünizlerde yani kendi dillerinde bir komünizlerde bunlar oluyormuş. vigo: Evet evet öyle bir şey oldu. fka: O yüzden abi işte ben de şey kafasını yiyom abi bu toxis de madem burda da bu lokalilerde default yani hani bunu şikayet etmeye gerek yok bu insan davranış tamam mı yani bu insanın psikolojisi demek ki bu şekilde abi bu şekilde sivrilen birilerini haddini bildirmeye getiriyor insanlar hani sen yerini bil ya sen kimsin abi falan geliyor. Lokal komünitelerde böyle bir yaklaşım var. O yüzden şeye çıkcan abi Uluslararası komüntüye çıkacaksın, orada takılacaksın yani ligini yükselteceksin başka çaresi yok onun. Ben de kendimce onu yapmaya çalışıyorum. Biraz daha ligi yükseltin ki takıldığım insanların ortamını değiştireyim falan getiriyorum konuyu. Tabi bu da zor bir şey yani bunun içinde çalışman lazım. vigo: Peki, zaman dinleyicilerimiz için bir soru soruyorum. Acaba böyle sonbahara doğru falan tekrar böyle bir jazz pie, jazz east, kodayo tadında böyle Türkiye'de bir event olsa olabilir mi? fka: Ya abi şöyle, çok fazla event var. Bir şekilde bir şeyi farklaştırmak lazım. vigo: Developer Conf... Abi bizim o 15 sene önceki, 12 sene önceki gibi o ruhta, o şekilde bir şey yani full kodunu konuşulduğu, hiç yapay zekanın konuşulmadığı belki de harbiden old school kod yazan filan olamaz mı? fka: Ya olabilir ama yani şimdi ben şeyci değilim yapay zekâya karşı değilim hatta baya baya yapay zekâ kullanıyorum hatta destekliyorum falan ama işin tabi iki boyutu var abi işte şimdi. Bir de şey var o taraftayım abi işte yapay zekâ yazılım bitti abi işte artık sektör öldü ya falan filan tayfası değilim. Ben işin diyor ki abi sektör ölmedi ya ben normalde yapmak istediğim şeyleri tamam mı? Daha hızlı yapabiliyorum şu anda benim için çok güzel bir şey. Ama ne yapacağımı biliyorum meselesi var ya. O ne yapacağını biliyorum meselesi birazcık ortalığı karıştırıyor. Şimdi iki taraf var. Bir hiç teknik bilmeyen adam var. Ben mesela hiç teknik bilmeyen adamın ne yapacağını bildiği konusunda emin değilim. Ne yapmak istediğini bilmiyor olabilir yani. Çok zor çünkü. Nasıl diyeyim? Bilmediği bir alanda ürün yapabilirsin. Belki sen bugünkü işini çok rahat görüyor olabilirsin. Hiç yazılım bilmeden. Ama bu senin yazılımcı yapar mı? Yani işte bu mesela soru bence yapmaz. Çünkü ürün geliştiriyor olabilirsin tabi ki. Eskiden de şey vardı abi bugün bu arada atıyorum adam girişimci yazılımcı anlamıyor 10 tane yazılımcı tutuyor. Onlara yaptırıyor. Bu adam yazılımcı mı abi değil yani girişimci. Bugün de adam tutmak yerine agent kullanıyor. Bu adam yazılımcı mı değil abi sadece bir şeye adam değil insan değil de bir sisteme iş yaptırıyor yani. Hani upwork'a gidip ben böyle bir Bu proje yaptırmak istiyorum bana bunu yapıp parasını verip yaptırınca yazılımcı oluyor musun abi? Olmuyorsun. Kodu sen yazan sen değilsin. Ama dolayısıyla direkt yazılımcılara ithafen bir şey yapılabilir yani dediğin gibi öyle yine e içinde olur ama teknik bilen insanlar olur yani hani gelenler de teknik bilen insanlar olur falan. vigo: ya benim Mesela hayalim şey gibi, bu kitabın ilk kuran ekipten Scott Shacom var. Git kitabını falan yazan çocuk. İlk kadroda o Mojombola Defunctor'ın ekipten, ilk ekipten mesela. Scott kitaba satılma işinden sonra herif Paris'e yerleşti. Hatta galiba şu an Almanya'da, Berlin'de yaşıyor olabilir. Bir tane Git Butler diye bir şeyleri var. Hiç duydun mu Git Butler'ı? Aslında Git kullanarak işin içinde EY'in falan da olduğu. fka: ... vigo: Böyle daha tırnak içinde agentik yaklaşımlarla git kullanımı tadında bir toolları var Git Butler diye. Ben onları da takip ediyorum, bakıyorum. Onlar mesela bir git konferansı yaptılar geçen sene Berlin'de. Bütün böyle balalar geldi. Git üzerine, revision control vs. konularıyla ilgili bayağı süper bir event yaptı. Parası pulu da var şu anda. Şey böyle. Zaten exit'i var. Kendi startup'ını kurdu yine, devam ediyor falan. Hayalim şey gibi mesela fka: Çok iyi. vigo: Hani nasıl şu anda benim gençliğimdeki, benim 18-20 yaşında olduğum ünlü şarkıcılar tırnak içinde mesela bizim çok sevdiğimiz Sandra diye bir şarkıcı vardı. Sen denk geldi mi bilmiyorum. In the heat of the night Maria Magdalena falan. Şimdi onlar da mesela hala bugün konser veriyorlar. Gelmiş 60 yaşına, 55 yaşına gelmiş ama benim gibi hayranları hala o, 80'lerde yaşayanlar zevkle mesela izliyor. Acaba diyorum mesela biz de bir şey yapsak? O bizim zamanımızın legend adamlarını, kadınlarını, konuşmacılarını toplasak mesela böyle bir şey gibi anlatabildim mi? Yani zaten hani bugün o bizim zamanımızdaki kadar çok ünlü o günkü rockstar gibi tipler çıkmadı sonra son 15-20 yıl abartınca tek tük. Ama mesela ne bileyim saldırıyorum mesela Mojonboy'u getirsek ne bileyim işte. Mesela Hayalim Öyle hani öyle bir şey gibi mesela All Stars, All Star böyle developerların olduğu bir şey. fka: Abi o adamları bulabilirsek getiririz. Revilirsek getirelim ama şöyle bir şey olacak. Bu adamların çoğunu kimse tanımıyor artık. sen... Abi... Sen şimdi gideceksin ki ben Tim Preston, Werner'ı getireceğim. Ya da işte neydi... İşte şeyi getireceğim. Defunct'ı getireceğim. İşte ne bileyim... Ya bu adamların çoğu hype adamları değil ya piyasada. Tanımayacaklar ya böyle. Dicek ya bu kim diyecek ya bu adam kim diyecek gelmeyecek yani. vigo: Tanıtalım diye diyorum abi. Tanısınlar diye diyorum yani. Defunk'ı getirelim abi, defunk'ı getirelim git... Yaa hemen yıktın hayallerimi ya. fka: Abi öyle ya. Birazcık maalesef yani. O bizim eski hacker heyecanlarımız şey oldu. Artık yeni nesilde o heyecanı görmüyorum ben. Yeni nesil abi işte şey var kafasında. İşte abi işte para kazanalım. Haksız da değil bu arada. da haksız değil demiyorum da motivasyon farklılaştı yani. Anlatabiliyor musun? Motivasyon... kendi dedince haklı motivasyon değişti. Bana ters geliyor bu. Bana ters geliyor. Biz çünkü mesleğe daha severek falan girdiğimiz için, sevdiğimiz için girdiğimiz için yani sevdiğimiz için girdik. O yüzden... vigo: Tekrar sevgiyi mi aşılamak lazım acaba? fka: Bu nasıl olacak ki işte ya? O da benim görevim. Onu da bilmiyorum ki. Artık işte herkes para odaklı. Abi işte maaşım şu mu? İşte şeyim bu mu? İşe falan filan hani. Haklılar yani. Haksız demiyorum kimseye ama. İşte motivasyon kaydı yani. Bizim motivasyonla aynı motivasyon da değiller. O yüzden adam diyor ki, a bak bu teknolojiyi kim geliştirmişse gelişirmişsin. Bana ne diyor? Ben paramı bakarım diyor şimdi. Bana böyle bakıyor. Böyle bakan adama sen şimdi getiriyorsun mojom boyu koyuyorsun. Acai diyecek abi o mojom boy kim? Yani. İstediğin kadar anla sen hani biraz negatif bastım ama bana öyle geliyor bilmiyorum. Sen yeni nesnize ne görüyorsun? vigo: Ya da şöyle bir şey olacak. Private event gibi mesela 30 kişilik. Anladın mı? Böyle top şey yapacağız. Ne bileyim, hakikaten bilen görmek isteyen mesela adamı çağıracağız, 2 saat böyle oturup sohbet edeceğiz, yemek yiyeceğiz. Bir şey yapacağız. Bu ikonumuz mojomoydu diyeceğiz. Sallıyorum gibi mesela. bir zamanda. Bilmiyorum. Şeyler yapıyorlardı ya. SIDAR'ların neydi? Istanbul Tech Talks. Aslında mesela kendileri o... fka: Olabilir. Evet evet. Ama eski nidler çok iyiydi biliyor musun? SIDAR ŞAHİN'e. Peek Games'in yaptığı eski nidler çok kaliteli. Adamlar Richard Storm'u getirdiler hatırlıyorsun. Ama şöyle bir şey söyleyeyim. O adamlar kimleri getireceğini biliyorlardı ve paraları vardı. mı? İkisi bir arada. Onlar da aslında SIDAR'lar da eski. Hacker kültüründen gelen adamlar yani. Onlar da geçmişte şeyi... vigo: ... yani onlara İstanbul tek talk'slar bence kendi adıma bizim yaptıklarımız da dahil hepsinden en iyi, efsaneydi ya, efsaneydi. Evet abi mükemmeldi, mükemmeldi abi ben daha üstüne çıkan bir şey görmedim ya. fka: Tabii tabii tabii net açık ara. Açık ara en iyi yazılım konferansı İngin yaptı İstanbul Tehlike. Yok yok ben de görmedim. Ne konuşmacı olarak? Bir de onların biliyorsun değil mi? Peek Games'in efsane bir reklamı vardı. Bütün televizyonları aynı anda kapattılar dedeler. O bile mesela başlı başına bir yaratıcılıktır abi yani. vigo: Bütün kanallarda aynı anda girmişti reklam. Herkes bir şey mi oldu, arıza mı oldu, kanal hız atıyorsun, devam ediyor reklam falan. fka: Tabi tabi kanal değiştirir ama aynı reklam. Abi çok iyi bir proje yani. İnanılmaz iyi bir proje. Ben böyle şeyi çok sevmiştim onların o. Ya bu basel abi bu zehir bir kafa. Tamam bunu yapan düşünen adam. Tamam korkacaksın abi. Bu adam kafası farklı çalışıyor bunun yani. Bu arada SIDAR Şahinler gerçekten öyleydi. Bu arada SIDAR İstanbul Tech Talks yapmadan önce bana mail atmıştı. Fahri işte biz böyle bir şey yapmak istiyoruz hani nasıl yaparız falan. Sonradan cevap verdim falan ama tabi kendileri yaptılar hani. vigo: A fka: Benlik bir şey yapmış ortalara diye. vigo: SIDAR İstanbul Tech Talks'an da önce 2007 olabilir. Yine benim blogta var. PHP etkinliği yapmıştı kanka. Tabii. Tabii. Gidmiştir. Yine onun da reportu da var benim blogta. Orada da fotoğraflar var vesaireler var. Ama o kadar. Daha orada kalmamış. Mesela CSPAY'a bir şey yazmamışım. O kadar. Keşke yazaydım. Orada kendimiz de koşturduğumuz için şey olamıyor. fka: olabilir. Ya SIDAR ŞAH'ın şey yani bu arada hani girişimci gibi biliniyor ama şey adamın teknik taraflarında çok güzel şeyleri var. Bizi report için güzelmiş senin ya. Şu report için güzelmiş. Evet evet. Ya bir de şey yapıyorsun abi şey çok güzel oluyor ya. İşin içinde olmak da çok güzel biliyor musun? Yani orada katılımcı gibi değil de uçun ucundan tutma meselesi de çok heyecanlı. Şeyde işte öyle oldu. Hiç build konuşmadık bu arada. Bak geçen bu ay başında build'daydım ben. vigo: Kendini içimdeki zaman unutuyorlar. Hayırdır? Yıldız'ı öbür episoda yapalım. Bir saat, buçuk saatte yaklaşıyoruz. an şey, küçük küçük anlat. Şey yapma. fka: Tamam, tamam. Tamam, Bilt de mesela konuşmacıydım ve aynı zamanda standım da vardı aslında böyle hafifte bir şey gibiydim de yani. Yani mini bir organizasyonu bir tarafındaydım yani böyle. Abi ve şeyde hayran oldum biliyor musun? Organizasyon, ya biz... Ya bir şey diyeyim mi Amerikalılarda mı var kültürel mi bilmiyorum da onlar da böyle organizasyonu çok iyi handle etim olayı var. Biz beceremiyoruz onu. Niye abi? vigo: organizez O bütçe ve para ile ilgili yani şey gibi yaparız yaparız. Abi olur mu ya aşk olsun kanka bizim şimdi kodayolar Avusturya'dakiler şunlar bunlar. Tamam işte bütçesi vardı sen ilk kodaya da yoktun Avusturya'ya gittiğimizde Avrupa'nın en büyük. Sen var mı Garza elektronikada? Hangisinde yoktun sen? fka: Bizde aynı para olsa yapar mıyız diyorsun? Bizde metodoloji de yok. Biz metodoloji bilmiyoruz bence. Abi tamam bak onlar bizim güzeldi bak onlara lafım yok. Arsata elektronikadaki ne bileyim demiyor musun? Vardım tabi canım. Ben Eurocom'un hepsine vardım abi. Arsata ile Kodaya da vardım. Kodfront da vardım. vigo: Orta duvar mı? Kodum... şeyde vardın sen... ikinci kodaya da... kodum... vardın... tamam o kötü müydü abi? Mükemmel... kodum da vardın ya tabi canım. Bombaydı abi. Bak... Mitchell şey demişti bana ya... adam trende gelirken o hızlı trende Viyana'dan şey... fka: Ars elektronika da yaptık bir tanesini. Vardım vardım. Çok iyiydi o. Bir de yerimiz de çok iyiydi ya. Ars elektronika çok iyi yerdi. O arada Mitchell değil de Mitchell Hashimoto. Yani Hashi Korp'un sahibi yani şu anda böyle adamların ismiyle bahsedince böyle normal bir vatandaşmış gibi söyledim ama. vigo: Ars Electronica'da orada yemek yerken şey demişti bana ya ilk defa bir etkinliğin şeyinde hayvan gibi hızlı internet var herif çektiği bütün fotoğrafları bilgisayar şey bu makineyi boşaltıp upload etmiş Amerika'daki server'ına. Orada oturuyor da yemek yedik yapar abi. fka: ya michelle haşimoto bak arfishe haşimoto deyince bir konu konuyu açtı aklıma geldi abi haşimoto haşimoto ile ben oturdu muhabbet ettim tabi ingilizcem aşırı değil ama adam sağolsun çok da inanılmaz mütevazı bir herif anlıyorsun zaten abi o zaman daha haşi kork falan yok işte vegrunt yapıyordu o zaman open source gibi olurdu yani vigo: ... Hayda bir tek ayırıp vardı o an, bir tek o vardı. fka: Evet evet, Vagrant'ı yapıyordu ve Vagrant'ı Windows'da kullanıcılar kullanamıyor diye zorlanıyorlar diye adam Windows kullanıyordu abi ya. İnanılmaz birif. vigo: Ben şok oldum. Sunu şeyi bir çıkardı bilgisayara. Aa dedim sen Windows mu kullanıyorsun dedim. Ya dedi o experience olmuyor dedi. Yani şey yapamıyorum. Sunumu bile Windows'tan yapmıştı. Slideleri göstermişti. Şey olmuştu. fka: Evet evet evet. Windows kullanma sebebi de kendi müşteri yani VGRNT kullanıcıları Windows kullanıcıları kullanamıyor diye. Bu arada VGRNT dediğimizde aslında Docker'ın bir atası gibi. hani öyle diyeyim yani işte aslında bir tane VirtualBox kaldırıyor ayarlarında ve ondan yönetiyorsun. Sonra Docker falan gelince artık millet Docker'a kaydı ama VGRNT onun atası ve aslında belki Docker'a fikir veren de şeyde o olabilir yani. vigo: Evet. Evet. fka: Velhasılı, Vagrant o zaman meşhur Hashimoto da kendisi öyle bir developer yani ve ben onunla biraz böyle yemek öncesi sen yoktun abi o zaman ben, Mengü Mengü Koan buradan dinliyorsa da Joshua yoktu ben Mengü üçümüz yemek yedik abi böyle yukarıda Hashimoto bir de barda barda üst katta sen yoktun ama o aslanada sen yoktun sen başka bir şeyle sen neden sen yanımıza geldin onu hatırlıyorum vigo: Gökhan- Gökhan- Gökhan- Gökhan- Gökhan- Evet. Bardağı yemediniz mi oğlum? de... biliyorum. Şeyi hatırlıyorum. Sonra yanımıza geldim. fka: Abi şeyde muhabbette şey muhabbeti oldu bak o da bana ilham veren konuşmalardan birisiydi bak orada. Abi işte bu adamlarla oturup böyle yarım saat bile muhabbet etmenin var. Öyle bir şey var ki yani sana hayatını değiştirecek şeyler söylüyorlar orada. Senin mindsetini, ventrini değiştiriyor. Düşünme biçimini değiştiriyor. Abi işte ben dedim ki ya biz de dedim open source. Ben de zaman kendimce open source bir şeyler yapıyorum falan. Ben dedim ki biz de open source yapıyoruz. vigo: Tabii tabii tabii. fka: Ama dediğim sizin yaptığınız open source'lar abi bir şekilde yürüyor gidiyor ya bizimkiler niye duruyor dedim. Tamam mı? Dedi ki yani senin open source'unun bir şekilde San Francisco'daki o silikon malzeden circle'ın da değmesi lazım dedi. Sen diğer türlü onu uçuramazsın dedi. Çünkü buradan birisi dedi aynıca paylaşacak ki bunu överek söylemiyorum dedi. Maalesef böyle bir gate var dedi ve sizin o bizim yani Bizim geyitimize göre sizin daha fazla dediğiniz var. Aşmanız gereken engel daha fazla dedi. Ben sonra şeye odaklandım abi. Bir şey yaptığım zaman benim bu yaptığımı bu adamların gözüne sokmam lazım önce. benim Türkiye'deki insanlar bir isim değil. Amaçım San Francisco'daki, Silicon Valley'deki adam bunu duyarsa bizimkiler zaten duyacak. O beni ikna etti. Sonra bütün yaptığım işleri abi. şeye oynadım. Bu adamlar nasıl duyar? Bu adamla mesela atıyorum hacker news'e giriyorum ve adam Amerika'da silikon muadelesine saat kaç abi saat sabah 8. Türkiye'de saat Amerika'da saat sabah 8 olduğu zaman paylaşıyorum ki adamların önüne düşsün işte ya da ne bileyim reddit'te onların saatine göre yaşamaya başladım yani yaptığım şeyleri onların göreceği şekilde yapmaya başladım. İşte onların göreceği dille paylaşmaya başlayınca aslında fark edilmeye başladı yaptığım şeyler hani bunları böyle birazcık öğreniyorsun abi şeyle işte bu tarz adamların verdiği böyle ufak tefek tiyorlarla adam belki normal muhabbet etsin anlatsana söylüyor ama sen oradan böyle bir anlam çıkarıyorsun o yüzden böyle haşimatoyla da muhabbet etmiştiğimiz var yani hani şimdi ulaşamam muhtemelen adam ama yani vigo: Uyuna meyil atsam falan hatırla Rusya'yı yaşayın. fka: Döner, döner. Bu arada dönebilir. Meyve Aslan dönebilir. vigo: Hemen küçük bir anekdot. Biliyorsun bizim Joshua Balanco bu adam Ruby Motion ekibindeydi falan eski Apple network timde falan. Eşi Türk'tü doğumdan dolayı Ankara'da yaşıyorlardı. Hatta biz işte Ruby Motion yapan çocuk Loren Sansonetti mi ne bir çocuk vardı ona ulaştığında o dedi bana sana dedi burnunun dibinde bizim ekor timden fka: Evet evet evet. vigo: Yaşo var falan herifle kanka olduk falan sabah otelde şöyle bir sahne var sabah indim otele yedi gibi saat kahvaltı için. Mitchell Hashimoto oturuyor. Todd Botan, Joel Cheng var o da efsanece. O oturuyor. Yaşo Valanco oturuyor. Bir de fka: Oooo, bir nazmi. Bu arada Tahtbot ekibi de inanılmaz rubici, güzel bir rubici bir ekip. Evet evet. vigo: Çok iyiydi onlarda. Bizim Confrex vardı ya bizim şeyi kaydeden, konferans. Oradaki o kızın adını unuttum o kız oturuyor. Evet şey oturuyorlar abi ve Joshua Balanco bunlara künefe anlatıyordu Türkçe. Sonra ben böyle geldim aldım şeyi baktım böyle bunları alçıya almış tamam mı? Anlatıyor böyle olur şöyle olur bir de şu tatlı var işte sütlaç var bilmem ne var. fka: Ben de hatırlıyorum ama unuttum şu anda ya. Yüzü aklımda ama isim yok abi. vigo: Şimdi o tabi Türk şeyiyle olduğu için bunlar hepsi Amerikalı abi hepsi yani masa Amerikalı herkes Amerikalı. Böyle bunlar ağaç olmuşlar falan sonra ben girdim vay babalar ne yapıyorsunuz bilmem ne o künefe yeriz falan filan anladım şeyi böyle hadi kanka gel biz gidelim sana bir şey söyleyeceğim falan dedim. Ama böyle bir şey de diyememişler kahvaltıydılar sahilde böyle bütün Amerikalılar hava kilitlemiş künefe şöyle yapılır. Ben bilmiyorum nasıl künefe yapılır yani onun kadar detaylı böyle anlatıyordu. Öyle bir güzel bir anımız olmuştu. fka: Yani Joshua da bu arada, Joshua dediğin adam da Steve Jobs ile beraber çalışmış, birebir çalışmış falan bir adam değil mi? Yanlış hatırlamıyorum. Apple'da çalışan ve Türkiye'de yaşayan. Ama mesela bak böyle bir adam var mesela. Döndü döndü ama belli uzun sürede Türkiye'de yaşadı yani. Bu adam mesela normalde böyle bizim oturup böyle adamı sömürmemiz falan lazım normal şartlar altında işte abi. vigo: Tabii. Tabii bunların bir tane... Çocuk soğuk Ya İstanbul'da olaydı. Ankara'da olması çok kötü oldu ya. İstanbu... Yani herif de... Ya düşün herif minibüse biniyor, bilmem ne yapıyor, para uzatıyor falan. Herif her şeyi de hâkim böyle. Şey komik yani. Adam Amerikalı ama her türlü... Kanka naber falan diyor. Yani anlıyor. Türkçeleri de anlayabiliyor. Konuşamıyor ama anlayabiliyor falan böyle. Bakkala gidiyor, ekmek alıyor falan, pide alıyor falan böyle. Ama herif Ruby Motion ekibinde bilmem ne kur... fka: Hayat. Bu arada bu adamlar Türkiye'ye falan geliyorlar. Gezmeye mezmeye, tatile falan. Ama haberimiz olmuyor mesela. Mesela ben gitapla falan konuştuğum zaman birileri işte Türkiye'den geliyor. Ben geçen ay iki ay önce oradaydım falan diyor mesela. Diyorum ki bilmiyoruz ki işte. Tabii onlar şimdi buraya gidip de konferans için gelmiyor. Tatil için geliyor ailesiyle falan filan ama. Yine de böyle şey diyorsun abi geliyorsun madem hani gel yani. Biz de böyle senden faydalanalım falan filan oluyorsun. vigo: O Bir... fka: Aslında bu adamları yakalamak lazım. Sömürmek lazım. Bilgili adam alıp bize teknik bir şeyler anlat falan filan da seviyorum. Bazen anlamıyorsun yarasından çoğunu ama sonra anlattıkları senin B.A.K hikayesi gibi. Sonradan aydınlatma yaşıyor. Ben şeyde oldum biliyorsun bak yine en başa döneceğim konuda. C.E. İstanbul'da konferansta Tim Brennan şey kullanıyor. vigo: Tövbe tövbe. fka: grant bilmez yeniler. işte aslında make file'ın javascript versiyonu. senin rake isteyebilmen gibi. arada yeni nesil bunlardan çok haberdar değil abi. bu test runner'lar falan vardır. böyle make file'la başlayan aslında bir. işte her dilde var falan. ve ben böyle grant.. ben bilmiyorum abi. test runner bende öyle bir şey yok abi. ben tim'e dedim ki sen ne kullanıyorsun falan. ondan sonra onlar da grant'ı kendileri almışlar burada. boku'nun kendi ürünü. vigo: Tamam. fka: Dedik işte ben ground runner'ın. Abi ne yapıyorsun? dedik test runner işte falan işte. böyle dedi işte şeyleri konu. Abi benim aklıma benim orada böyle şeyim açıldı. kafamda ya testim falan biliyorum ama test runner kafası tamam mı? Yani böyle bir test runner test runner. Aynen ray gibi. Abi kafamda benim böyle bir çakra açıldı. Dedim ki. Aa çok mantıklı. İşte lint checking yapıyor falan filan hepsini yanlış böyle tamam mı? vigo: Testine. Tesk kandım, tesk kandım. tamam. Anladım, anladım, anladım. O zaman var mıydı ya? Mint olaylarınız var mıydı? fka: Vardı vardı. Vardı abi. Vardı da işte biz bilmiyorduk ki ya. bilmiyordum. Biz tabii böyle el yordamıyla öğrendiğimiz için işte bazı şeyleri. Vardı. Vardı. Varmış yani işte. Ben ilk orada Tim Brennan kullanırken gördüm. Tamam mı? İşte JavaScript'in minify ediyor. O minify'i işte bilmem ne yapıyor. GZP falan hepsini böyle test kranıra bağlamış. Tık tık tık tık. Her şey çalışıyor abi. Dedim ki abi bu nasıl bir şey ya? Bu manyak bir şey. Çok iyi fikir falan filan. Hani bu arada vigo: Aa o devirde var mıydı fka: Bunların hepsini şeyden biliyorum zaten Linux kullanıyorum Linux'da Makefile var işte kon.. normalde ne yapıyosun işte Make, Make, işte Configure, Make, Install falan yapıyosun aslında kullandığım bir şey ama bunu web projesinde kullanma fikri şimdi sana gelmiyor tamam mı bu açırmamış yani bir şekilde. Play kullandığı zaman falan böyle aydınlanma. Yıl tabii 2012 bu arada. Yani 14 sene önce. Abi dedim ki ya nasıl bir şey çok mantıklı falan oldum. vigo: Ben de Ray's'da falan görmüştüm. Ray, Migrate, Ray, Deploy bilmem. fka: Hala yakına kadar rake file kullanıyon hala rake file'den değil mi? vigo: Hala hala yakına kadar değil her şeyim abi ben deployment'lar işte ne biliyim konteynerların, health'lerine her şey rake file kanka. Biz de biz sonuna kadar bak TextMate, Ruby rake ya Mekos devamlı hata veriyor ya yine demin çıktı. Oğlum yok alternatif bulsam bırakacağım. Bir yakın alternatif sublime var, sublime hala devam ediyormuş. Sublime'ı da fka: abi bırak artık şu tekstil mekti ya bırak texmeyi de artık yeter Bu arada Sublime zaten TextMate'ın Saksasörü gibi bir şey yani aslında. belli diyor yani. Şöyle söyleyeyim, Saksasör deneyim de aslında yine ilham aldıkları şey TextMate yani. diyeyim, Saksasör deyince sanki onu devam ettirmişler gibi. O devam etmiş. TextMate'i nasıl biz yeniden yazarız gibi bir baktıkça şimdi aslında Sublime yazıyorlar. vigo: Ya çok benziyor ama aynı... Bir de şey güzel, Mesela TextMate aslında Under the Hood hep Ruby ile bindingleri var. Birçok şeyde TextMate'in kendi Ruby bridgeleri var. sen bir bundle yazacağın zaman Ruby ile TextMate api'lerini kol edebiliyorsun. Sublime'ın aslında bana daha şeyden yakın, Sublime ve Python ile. Yani benim birinci şeyim aslında Python olduğu için. Yani şey açısından güzel ama ben şey seviyorum abi, Rayquiel bana şeyi sağlıyor. Şimdi bir de RuboKop'u falan da kurduğum için. fka: Evet evet paylaşın, vigo: Böyle legit, valid, hani ruby skinleri mi kaybetmemek, düzgün ruby yazmak. Çünkü ruby de çok ilerledi. Ben yani ruby ile tanıştığımda ruby 1.8.6 hala... fka: Rails da öyle bu arada. Rails da çok güzel ilerliyor. Ama artık agentik kardayız. Agentik kardayız. vigo: Orda, orda cangocuyuz abi. Orda ben rayazci olamadım ya. Ama rayazdaki approach'ları geçenlerde bir gün Gürkan şey dedi. Dedi ki, işte ben şey sordum ya environment'ları nasıl yapıyorsunuz falan. Abi dedi rayazın yaklaşımı tek key, tek bayrak, tek bilmem ne. Oturup onun şeyini yaptım. Go için yaptım. Daha doğrusu yaptım demeyeyim. Ayıp olmasın. Cloud'a yazdırdım kodu falan. fka: Gürkan derken Gürkan Oluç mu? vigo: Onun Python Binding'ini falan da yaptırdım. Ben de şimdi o kafaya geçtim. Kendi toolumla tek aynı RSS gibi bir tane Master Key var. Bir yamalın içinden aynı environment'ı tık tık tık oraya tanımlayıp, enkript... fka: Bu arada Gürkan deyince aklıma geldi. Gürkan'ı da davet edelim. Gürkan'ın hikaye o kadar çoktur ki adam bütün faang'ın hepsinde çalıştı herhalde o. Bütün koleksiyonu tamamladı yani. Rift şey gibi Pokemon Kart toplar gibi TV topladı yani. Apple, Google, Facebook hepsinde çalıştı. vigo: Yani benim hayalim şey gibi şimdi tabi şeyleri de koymamız lazım. Mesela şimdi bizim Python tarafında çok faalde Python Django community'sindeki arkadaşlar var. Onları da konuk etsek. Yani çok güzel olur abi. Kod yazma ağırlıklı kod yazan. Tamam agent, AI falan hepsi okey. fka: Abi, kesini çağırılır abi ya? Yani... Ben bu arada mesela çok saygı duyduğum teknik alt yapısına zaten sen beraber de şey yaptın. Biz beraber de çalıştık. Üstün mesela. Üstün mü? Üstün ne otur konuş böyle. Sanki böyle yazılımdan, edebiyattan bahsediyormuş gibi bahsediyor ya. vigo: A, tabi. Ya, kısketli bir adam. İki hafta evvel bizim Gökhan Topçuy'u tanıyor musun? Gökhan bir geldiydi, Londra'da VICE'de çalışıyor. Geldiği zaman dürtüyor bizi, üçlü buluşuyoruz, bir çay kahve içiyoruz, yemek yiyoruz falan. Beraberdik, üstünde AI'ci oldu ya. fka: Tanıyorum tanıyorum tanımaz mıyım? Üstün, üstün iyidir ya. Üstüne otur, üstünle otur bir saat konuş ya. Sana böyle dinletir yani. Bir gün üstünü de davet edelim abi. Edelim bir milleti bir aydınlatsın. Bak çok güzel isimler çıktı. BYK. Hatta şeyde davet edebiliriz. Gökhan'ı da davet edebiliriz. O gerçi birazcık noname kaymış artık. Şeyde sosyal medyada ama. Çağıralım. O da sağlamdır. Yani o da çok sağlamdır. vigo: Buyurun. Edelim edelim mutlaka mutlaka Gelirse şey yaparsa pek sevmiyor. Abi bak Gökhan'ı ben Gökhan'ı internetten yani Twitter'dan şeyden biliyordum ama böyle bir birebirim yoktu. şey emrelerin kodluya gidecektik. Trabzon'a gideceğiz havaalanında. Gökhan gördü beni geldi abi ben işte Gökhan Vigo abi Semsin abi ne haber abi falan. Ben de uçaktan acayip tırsıyorum. Allah razı olsun kanka beni yan yana beraber uçtuk yani koltuklarımızla aynı. Beraber çekin yaptık Adam bana böyle bütün uçuş bak abi şimdi şu oluyor şimdi bu oluyor falan dedim kanka bundan sonra ben nereye gidersem seninle bilet alacağım beraber yan yana gideceğiz. Sonra bir sunumu vardı abi orada bir bir sunum yaptı o hangi kodla tarihi hatırlamıyorum. Abi işte bir Swift anlattı Objective-C anlattı Java'dan örnekler var falan. Abi böyle bir hardcore sunum yaptı var ya ulan dedim. fka: Tamam. vigo: Hani ben o kadar derinlikli bilmiyordum adamın şeyini. Arada bizim whatsapp'ta yazışıyoruz falan bir şey oluyor, kanka diyorum şunu tanıyor musun falan. Yani ik hizmetlerinde de sağ olsun onun bildiği şeylerden. O da çok arıza bir adam ya. Değerli hizmetlerden yani. fka: Evet evet sağlam altyazı. Evet ya bu adamlar işte bu adamları konuk alalım abi bir sömürelim bu adamları bir şey çıkartalım bunlardan diyelim ki abi bize anlat. Berker mesela Berker fighting core filminde. vigo: Ben belki yıllardır görmüyorum ne yapıyor, yaşıyor mu? fka: Berker, valla arada bir pinkeleşiyordu çok nadirde olsa o Finlandiya'daydı en son. Evet evet Finlandiya'da o da yine bizim yeteneklerimizden birisi yani Berker pek sağa, PyT'in core ekibindeydi biliyorsun, Django core'daydı aynı zamanda. vigo: hala orada mı? Berker uzun zaman... Python Orkoho Menece diyordu. Yahu Django fellow ya Python fellow oldu. O bize onları anlatsın abi. Orada o release management de bilmem ne de acayip işleri var yani. Çok büyük bir projede, güzel işler yaptı ya. Valla süper olur. fka: Tabii tabii, tabii tabii. Çok sağlam adamlar var ya Cihan'ı da alalım bir gün ya Cihan'ı özledim orada hani bireysel olarak özledim zaten de. Çanda bize şeyin almasın emeklilik hayatını. Yooo şeyde o yolcu 360 de devam ediyordu da. böyle sosyal medyayı falan bıraktı bazen böyle merak ediyorum abi nasıl gidiyor falan diye. Vallahi çok eski eski şeyleri bayağı ya o ortamları çok özlüyorum ben ya. Yani şu anda vigo: Olur alırız gelir. Ya infrasını... Evet evet. Böyle beltaş beltaş bir gün özel beltaş bölümü yapalım abi. Herkes. Zekeriya. Zekzekus. fka: Abi net şekilde söyleyeyim. Zekeriye otur vim anlatsın sana. O da bizim en asfaltı arslanlılar iyi bir vim kullanır. Tabii tabii. Doğan çiçekten sepet. Sepetle abi şöyle bir şeyimiz var. Beltaş'ta oturuyoruz Beşiktaş. Beltaş'ta. Yani şu anda o da bu arada Cape Town'da sanırım. Amazon'daydı. Hala Amazon'dan bilmiyor muyum da o bayağı oranın yerlisi gibi oldu artık. Abi şey, böyle kategori teorisi kitabı getirmiş böyle Kokapkal'ın matematikte. Onu anlatıyor abi. Yani biz beraber çalıştık onunla Met global'de. Abi yani öyle bir adamdı ya şey. vigo: Öt öt! Bak aslında güzel bir şey yakaladın. O bir dönem nasıl ki zamanında Markovani, Kodink, bak Metglobal'de bir dönemi var. Orası da All Star kadroydu abi bak Metglobal'in Python'a ve Django'ya çok büyük katkısı oldu. O bir devir var. fka: Fatih Erikli var mesela. Fatih Erikli jeans ya. Yani ben Fatih Erikli'nin yaptığı böyle interaktif şeyler vardı. Fatih Erikli öğrenci ile ilgili argüman ork vardı mesela. Sonra lero öğrencide bir şey yaptı biliyor musun? Lero öğrencide ne yaptı? Otomasyonu değil mi? Simülasyon. vigo: Tabii. Abit, abit, abit. Biz şimdi, biz şimdi... fka: kıtalar var, köyler var birbirlerinden kelime alışverişi yapıyorlar ve böyle yeni dil icat ediyorlar. vigo: O argümanı gitti, Fostem de sundu falan filan. fka: Tabi tabi tabi. Baya şey yani... vigo: Sergen Yalçın futbolcu gibi o da. fka: Hatırlıyor musunuz şeyi Fatih Ali Gündoğdu'nun bir projesini Sirne vermişti. Baya devretti Sirne. Projesini devretti. Hatırlamıyorum şu anda. Bir Python projesini Sirne devretti. vigo: Tabi tabi Tabi Konuyu hatırlıyorum tabi Sonra bayağı şeylerle başlıyoruz O javaski Adam bir sürü şeyle uğraştı sırf python, jango ile uğraşmadı yani Çok bir sürü olayları vardı fka: O dönemin şeyini Met Global'in de çok... vigo: Metgul Oval'in efsane kadrosu vardı abi. bak o dönemde Metgul Oval Avrupa'daki Python konferanslarına, Django konferanslarına Amerika'ya bile yanılmıyorsam sponsor oluyordu. Buradaki her etkinliğe gazlıyordu. Hala ben de olmayan giyemedim için sakladım. Python, Django tişörtleri var. Metgul Oval'in buradaki etkinliklerde şey veriyordu böyle millete tişört veriyordu. Güzel güzel gösterdi ya. fka: Haydi, haydi. Evet evet ya bayağı sağlam bir kadroydu. Oralardan arkadaşlar toplamak lazım. vigo: Bence yeni jenerasyon da ne olursa olsun birileri geliyor. Yani bence o güzel şeyleri en azından bizi dinlerlerse işte hikaye gibi o da vardı, bu da vardı, güzel şeyler de oldu. Daha da gerileri var. tane bu RSS neydi onun ya? Gezegen Ork mu bilmem ne mi? şey vardı herkesin bloklarının böyle bir... fka: Ben şeyleri davet etmek istiyorum biliyor musun? Gezegen falan deyince aklıma geldi. Görkem chatinlerin... Benim ilk kullandığım Linux dağatımı Görkem chatinlerin Linux dağatındır. Gelecek Linux. Gelecek Linux. Ben böyle çocuktum o zaman. Liseye falan gidiyordum. Böyle postayla falan gelmişti böyle falan. Denedim falan, beceremedin, edemedim falan. Ama Görkemlerin de o hikayelerini çok merak ediyorum. vigo: Sırak buyurun. Ha gelecekler. Tabii. Ben ne zamandı ya belki bir 5-10 sene önce bir tatile gitmiştik yani daha bile fazla olabilir. Çocuğumuz var mıydı yani? Kızım hayat doğmuş muydu doğmamıştı onu hatırlayamadım galiba yoktu daha ya. Yo doğmadıysa 14-15 sene önce tatil köyünde böyle otururken bir şey için bir kütüphane gibi bir şey var. Kitap var, mütap var. Bir baktım Görkem'in yazdığı Linux kitabı var. Afarttım onu oradan dedim Twitter'dan yazdığın Görkem abi senin kitap var burada diye. Ondan sonra yani Ne alakaysa, Avrupa'da sürü kitap okuyorsun diye, orada Görkem'in yazdığı virüs kitabı vardı. Nereye gitmiştik ya? Bodrum'da bir otelde miydi, bir tatil köyünde miydi, bir kuşadasında mıydı, bir yerdeydi? Böyle çok garip bir şekilde böyle bir şeyle denk gelmiştim yani. fka: Bu arada ben de galiba ilk Linux kitabı görkem çeteni Linux kitabına almış olabilirim Sanki öyle hatırlıyorum. Çünkü bu hani işte Linux'deki komutlar falan nedir ne değildir vs. iyi böyle bir kitaptan vermiş olup görkem çeteni diye hatırlıyorum. vigo: da şey demişti bana, onu böyle oturup sallıyorum, Nano'da mı yazmış kitabı falan öyle bir şey var. Böyle bir text editörde falan yazmış diye yanlış hatırlıyor olabilirim. O kadar primitif imkanlarla hani öyle atıp, bileyim bir word processor, böyle bir ne bileyim word gibi bilmem ne gibi bir şey değil de böyle terminal text ortamında yazdım falan demişti diye hatırlıyorum yani. fka: Çok iyi. Abi valla çok dağınık bir bölüm oldu ama çok iyi oldu. vigo: Olsun bence süper oldu. Ben dinlerim yani çıktığı zaman hemen bir full dinlerim. Bak iki saatlik yok gibi günlerce dinlerim bunu harika. O zaman herkese iyi dinlemeler. Bir sonraki episodda görüşmek üzere diyorum. fka: Görüşürüz arkadaşlar.